Uyanınca Çirkin
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

“Ezberinde bu kadar şiir niye var?”

“Tenhada lazım oluyor.”

Sonra bir vakte erdim ki şiir aklıma bile gelmedi. Bildiğin yamuldum. Eciş bücüş bir şey oldum. Kamburum büyüdü. Gölgeme kadar çirkinleştim. Beni alıp bir kuyuya bıraksınlar, çok sonra bir kervan geçsin oradan, çekip çıkartsınlar içinden beni, pazara sürsünler, ellerinde kalırım, o kadar çirkinleştim hacı abi. Böyle değildi, başka şeyler dilemiştim. İnsan dileyince beklemeye başlıyor. Dilediğin olsun istiyorsun. Dilediğim olsun istedim. Ben güzellik dilemiştim. Bir güzellik olsun, gidip tam ortasına kurulayım istemiştim. Böylece güzel olacaktım. Yüzüm gözüm, elim ayağım, saçım sakalım da güzel olacaktı. Güzel olan gözümü açıp dünyaya güzel bakacaktım. Elim güzelleşmiş, onunla güzel bir iş tutacaktım. Ayağımda bir güzellik, gayrı çirkin yoldan, kötü yoldan uzak tutacaktım gövdemi güzel ayağımla. Böyle olur değil mi? Böyle verilir güzelliğin hakkı. Böylece güzellik alır insanı, sarıp sarmalar, hiçbir dünya tenhalığına bırakmaz. Güzel olan çoğaltır kendini. Tohumken fidan olur, fidanken ağaç, ağaçken bahçe, bahçeyken orman olur, büyür, çoğalır, yayılır. Böyle olur, değil mi hacı abi? Böyle olsun. Şimdi bende olmadı ama böyle olsun. Burası dünya olmasın, burada her şey yarım kalmasın. Burada bazı şeyler olsun, tamamına ersin. Burası bazı bazı cennete benzesin. Olmaz mı? Olmaz. Burası cennet olmaz. İnsan ister ama burası kimseye yar olmaz. Burası için yazılandan öteye kimse başka yol bulamaz. Bildim. Bilince utandım. Utanmazdan evvel hatırladım. Evveli değil, dileğimde olan niyeti. Niyeti burası olanın dileği öteden dönermiş. Döndü, yüzüme çarptı. Yüzümü aldım. Çarpılmış, eciş bücüş olmuş. Gördüğü güzelliğe benzesin istediğim yüzüm, kendisine benzemekten bile vazgeçmiş. Yüzüm elimde. Elimde bir çirkinlik. Kaldım öyle. Kaç zaman geçti, bilmedim. Elimdeki çirkinlikle ne yapacağımı bilemedim. Ben böyle bilmez beklerken yüzüm elimde eskidi. Elim, yüzüm yüzünden iş tutamaz oldu. Öylece beklerken dünyanın ortasında, öğrendim. Güzel olamayıp güzelden yana nasipsiz kalınca insan, çürürmüş.

Çürüdüm. Çirkinleştim. Çürüyüp çirkinleşince insan, dünyanın ortasında da olsa tenhası gelip buluyor insanı. İşte tenha. De ki yalnızlık. Hadi çaresizlik. Hepsi insan için cehennem. Görmedin. Bilmedin. Cahildin. Bu yüzden büyük. Bu yüzden şişkin. Kabına sığmadın. Kalıbına güvendin. Gürledin. Gürüldedin. Sandın ki kolay olacak. Sandın ki zora sürülmeyeceksin. Her şey, hep berrak kalacak. Bulanıklık yok. Bulmak var. Bulmak senin kaderinde var. Kaderinde güzel. Güzelde sen. Sende tamlık var. Bunca varlık var iken yokluktan yana korkuya ne gerek var! Sandın. Sanrılara sarıldın. Sarıldığın her bir şey de bir yanını bıraktın. Eksiktin. Zayıftın. Küçük. Minik. Eciş. Bücüş. Dünyanın ortasında. Tenhanın koynunda. Kandığın yalan yüzüne çarpınca. Sanrıdan sıyrılıp gerçeğe dönünce. Uyandın.

Günaydın.

Burası dünya.

Burada herkese yetecek yanılgı var.

Sonra bir vakte erdim ki şiirden, şarkıdan, evden.

Beni alan.

Beni kaybeden.

Güzele olan meylim değil.

Meylimi güzel gösteren hileymiş.

Hile güzelde değil.

Güzel hileden beri.

Güzel orada.

Şiiri soran gözde.

Şiirin yanına beni yakıştıran kalpte.

Güzel, güzelin kendi dilindeymiş.

Benmişim vaktin içinde kendimi oyalayan. Oyunlarla yaşayan. Oyunu güzel görüp ortasına kurulan.

Bir vakte erdim ki geçmişim dünya içinden. Çıkınca bir çarpık beden, bir çirkin yalanla kalmışım.

Bir vakte erdim ki, vaktin sonunda uyanmışım.

“Ezberinde bu kadar şiir niye var?”

“Tenhayı bilmediğimden."

Sadullah Taşçı Arşivi
28 Sayı: 28 - Ocak 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler