Bir Düşüşün Mektubu
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

Ben, yüce Zatranenia Prensi I.Mikhail Vasilyeviç, bütün hayatımı bir hiç uğruna harcamış ve unutulmaya mahkûm bir insan mıyım; yoksa halkını kötülüğe karşı tek başına savunmaya çalışmış bir kahraman mı? Bu ikilemi hiçbir derviş kılıklı sahtekâr yaşamamıştır. Benim yanımda olan ikiyüzlü, şimdi her şeyimi kendine geçirmiştir herhalde. Belki de çoktan aptallıklarından ötürü krallığın sonunu getirmişlerdir. Bir yıldır bu çürümekte olan hapishanedeyim. Fakat hiçbir elçi bana bir mesaj getirmedi. Şimdi benim onların torunlarına bir mesajım var. Georgios adında bir gardiyan sağ olsun bana kâğıt ve kalem bahşetti ve bana yemin etti. Bu mektubu saklayacak veya krallığımdaki tarih yazıcılarına götürecek. Ona güvenmekten başka çarem yok.

Bir yıl önce Andronikosia adasındaki korsanları temizlemek ve orayı kendi krallığıma dâhil etmek için yaptığım seferde ağır bir mağlubiyet aldım. Askerlerimin çoğunun kaçışını görmek, intihar etmek için bir sebep olabilirdi. Onca yıl övündüğüm, büyüttüğüm ve yanı başımdan eksik etmediğim askerler, beni bir başıma terk ettiler. O vakit bir ok benim göğsümü parçalasaydı keşke. Böylelikle Tanrı’nın huzuruna daha çabuk çıkardım.

Ordularımın komutanı Dmitri Kastanyeviç. Kesin bir mağlubiyet olacağını biliyordun ve beni böylelikle kör ettin. Bunu da bir savaşla yaptın. Beni sıcak yatağımda öldürebilirdin. Fakat savaşta olan krallığımız kuralları gereği başına ya yeni kral ya da başkumandan geçebilir.

Kuvvetli surların önüne mancınıksız çıktık. Kastanyeviç’e nedenini sorduğumda “gerek yok” dedi. Ama kaçan askerlerin başında onu gördüm. Bu aptalca hareketi şimdi idrak edebiliyorum. Pişmanlığım buradaki en büyük işkence. Açlık, susuzluk veya hastalık değil. Pişmanlık!

Kısırlığım yüzünden hiçbir zaman bir çocuğa sahip olamadım. Tek çocuk olduğumdan başka hak iddia edecek kimse de yoktur. Üzgünüm atalarım, sizin mirasını taşıyamayacak ve onu bir soysuzun eline düşürecek kadar beceriksiz ve ahmağım.

Bu yaşadıklarım Tanrı’nın bana layık gördüğü bir kaderdir. Başarısızlığımın bedelini burada ödüyorum. Unutulmam, artık o kadar önemli değil. Çünkü ben, artık önemli değilim. Her gün diğer mahkûmların bağrışlarını çekmek, yetersiz yemek ve su, burada kaptığım verem. Ne olur Tanrı’m artık bana ebedi huzuru bahşet, hükmümde yaptığım en ufak iyiliğin hatırına. Ona da hakkım olmadığını düşünüyorsan, öteki tarafta Dmitri Kastanyeviç ile yüzleştir beni en azından.

*

- Hocam, I.Mikhail Vasilyeviç’in akıbeti ne oldu, dedi bir üniversite öğrencisi.

Yaşlı tarih profesörü hatırlamak için kendini zorladı.

- Pek kaynak yok. Hapishanede veremden öldüğüne dair olan iddia en kuvvetlisi.

Zatronen kaynaklarında ölümü hakkında bir bilgi yok. Kastanyeviç döneminde yeni tarih yazıcıları tutulmuş. Vasilyeviç hanedanının sonu yazılmamış.

- Peki Dmitri Kastanyeviç?

- Onun hakkında detaylı bir anlatım var. Krallığın başına geçtikten üç ay sonra. Kara Ölüm zamanlarında kendisi ve ailesi vebaya yakalanmış. Onun da bir veliahtı kalmamış. Vefatının ardından ülkenin yönetimi bir konsüle verilmiş. Üç yıl sonra Osmanlı Devleti Zatranenia’yı almış, dedi profesör. Yaklaşık bir dakikalık sessizliğin ardından başka bir öğrenci:

- Halkı I.Mikhail’i nasıl bildi zamanında?

- Onunla ilgili pek veri yok. Kastanyeviç onunla alakalı neredeyse bütün verileri yok etmiş.

I.Mikhail’in ölümünün ardından insanlar ise unutmuş gitmiştir. Zaten veba sırasında, değil eski prenslerini, kardeşlerini bile umursamazlar.

- Mektup nasıl günümüze ulaştı?

- Sanırım bu hikâyenin en mutlu sonuna muvaffak olan gardiyan Georgios idi.

I.Mikhail’in ölümünden sonra Andronikosia adası, korsanların elinden kurtulmuş. İsyancı grubun başındaki lider ve sonradan adanın kralı hapishane gardiyanı Georgios imiş. Bir de bu mektubun Andronikosia Kalesi’nde gayet iyi muhafaza edildiğini de düşünürsek, mektubun koruyucusu ile isyancı lideri aynı kişi olabilir.

Ders bittiğinde öğrenciler sınıftan çıktı. Profesör mektubun kopyasını bir kez daha okudu. Ardından kopyayı çantasına attı ve o da sınıftan ayrıldı.

Kenan Yusuf Arşivi