Crossroads
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

sen hep ordaydın

güneşi saçımdan ayıklarken

çıkıp eski bir öğleden sonrasının içinden

ya da sendeleyip

karanlık bir boşluğa düştüğümde

sessiz harflere basarak

kırılmış bir dal gibi

ardımda kalan

ilk gençliğime

dönüp baktığımda

gürültülü bir gösteri

ve bir histeri bu

yanımda dur biraz

duyamıyorum vakti

dediğimde aslında hep ordaydın

etrafı kolaçan ettiğimde

dönüp sana baktım

bir olasılıklar bavulu

bir crossroads gibi

açıldığında önüme hayat

gençlik patikasında

ömrümün bereketi az görüldü hep

iki kişi idim sanki

dışarıdan parıltısız görünen biri

ona bakıp yazıklanan

gümrah saklı bir ben diğeri

sendin beni bana gösteren

metrolardan, tramvaylardan, otobüslerden

bezgin bir alışkanlıkla inerken insanlar sabahları

yüzlerine yuvalanan akşam güneşinde

elleri titremeyen bir cerrah sükûnetiyle

kopartırken takvim yapraklarını bir bir ömürden

dünya ise hep o intizamlı dönüşündeyken

gizli bir içlenişle durup seni andım

senelerin ardından

ışıltılı salonların içinden geçen bazı müziklerde

bir manastır kalıntısını ören yasta

ya da şehrin meydanında

eski bir aşkın anısı gibi büyüyen

çınarı hışırdatan rüzgârda

seni aradım

senin üslubundan okumak istedim

aşkı, günahı ve sevabı

çatışmada çekilen bir silaha dönüşüyor dil

sargı bezleri, tentürdiyotlar, merhemler ve ateşlerle

şiire yatırıp sağalttım

yaralanmış sözcükleri

uzun nekahet dönemlerinde

unutuşumda, isyanımda

hatırlayışımda ve

mahcubiyetimde hep sen vardın

Tunay Özer Arşivi