Dünya Merdiveni
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

Bu dünya merdiveninin

Eğdi başını geçince altından

Korkuyordu son zamanlarda gördüğünde

Huzursuzluk yıkayan elleri

Karanlıkta duyulan sesler ürkütücü olur

Yoksa ondan mı çıkıyordu bu yollar yukarıya

Halbuki gençti bir zamanlar en güzel günleri

Fark edemiyor insan nasıl geçtiğini

Akşam gündüzü sarınca

Korku ve ümit arasında

O son gün o ölüm baygınlığı

Ne de çok ölmüş insan geliyor hatıra.

O iç çekişin ardından hissediyordu

Yaşamın hüzünlü sonunu

Görüyordu tükenmesin diye insanlık

Ellerini uzatmış bekleyen ayın nurlu ışıklarını

Gizli bir girişi olacaktı yaşamanın

Sonsuzluğun öbür ucunda

Ansızın yakalıyor karanlık

Ve kaçılan o korkulu an

Basarsa bir sabah bir karaltı evini

Kırarak geçer göğsünü esince sert bir rüzgar

Geride bırakır uzaklaşarak kaybolan sesini

Binlerce kilometre uzakta

Duyulmamış ağıtlar yakılıyordu

Sonra inip kalkmasıyla göğsü toprağın

Ardındaki zifiri karanlıkta

Gibi karışık bir şeyler ısmarlamış yaşayanlar

Bakmadan suratına acımızın

Benekli bir şeyler bölünüyordu

Dünya hayatının son sırasında

Bu yolun sonunda bahçe, bağlar, pınarlar

İçi gölgeyi çeker dışı nurlu bir ay

Kap kalın gölgeler delildir

Mansur Abbas ve bir büyük kervan

Kim bilir bu yerleri insan kadar?

Oraya girmek bir büyük rahmet

Oradan çıkmak ne güç ne bela

Ahmet Tepe Arşivi