Bir Modern Toplum Tenkidi: The Square (Kare)
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

Batı, kendisini eleştirmeye devam ediyor. Düştüğü bunalım ve çıkmazların handikapları ile yüzleşen; çok yüzlü toplum, iflas etmek bir yana çürümesini bile tüketime sunmakta pek mahir ve cesur davranıyor. Bu tüketim yollarından bir tanesi belki de favorisi; sinema. Son dönemlerde oldukça ses getiren yapım, kendi sunum ve tüketim pazarı olan Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü aldı. Film bireysel yaşamı ön planda tutan ve bunun gerçekleşme biçimi de olan ‘Personal Space’ yani kişisel-özerk- alan felsefesi üzerinden adını alıyor: “The Square – Kare”. Filmin yönetmenliğini ve senaristliğini İsveçli Ruben Östlund yaparken, ciddi bir sorgulama ve eleştiriyi drama kurallarından saparak oldukça başarılı sayılabilecek mecaz ve görsellerle seyirciye sunmayı bilmiş.

Film Stockholm’de bulunan modern sanat müzesinin önündeki eski bir at heykelinin yıkılması ve yerine 4x4’lük bir kare yapılmasıyla başlar…

Filmin başrol oyuncusu Christian; Modern Sanat Müzesinin küratörü, zengin, yakışıklı, kariyer sahibi birisi. Christian bir sabah işe giderken yardım isteyen bir kadına yardım ettikten sonra cüzdanının, telefonunun ve kol düğmelerinin olmadığını fark eder. Bu olay belki de Christian'ın filmin ilerleyen sahnelerinde “Bir hayat kurtarmak ister misiniz?” diye yanına gelen insanları umursamamasının, yardım isteyen dilencileri duymazdan gelip yardım etmemesinin nedeni olarak düşünülebilir. Müzeye geldiğinde olanları çalışanlarına anlatır. Telefonun yerini bilgisayardan tespit eden işyerindeki teknik eleman (siyahî) Michael, Christian’a yardım eder. Michael'in aklına bir tehdit mektubu yazıp altına eşyaları bırakmaları için adres yazmak gelir. Hırsızın tam olarak hangi dairede olduklarını bilmedikleri için bu mektubu her daireye atmaya karar verirler.

Telefonun bulunduğu binadaki dairelere tehdit mektuplarını bırakmak için beraber yola çıkıp binanın önüne geldiklerinde Michael arabadan inmek istemez. Michael'e güvenmediği için onu arabada tek başına bırakmak istemeyen Christian; tek başına çıkar ve mektupları dağıtır. Burada aktarılmak istenen güvensizlik, Christian üzerinden anlatılsa da aslında yapılmak istenilen, tüm toplumun değerlendirmeye tabi tutulmasıdır. Modern toplumda birey kimseye güvenmemektedir. Modern toplum, beraber çalıştığı ve kendisine yardım eden arkadaşına dahi güvenmemeyi öğretir bireye. Modern toplumda birey güvensizlik girdabında boğulmaktadır, tek çaresi kendi başına sorumluluklarını yerine getirmektir.

İlerleyen sahnelerde Christian yazdığı tehdit mektuplarından sonuç alır ve istediği adrese telefonu, cüzdanı ve kol düğmeleri bırakılır. Christian, eşyalarını aldıktan birkaç gün sonra eşyalarını aldığı yere bir mektup bırakıldığını öğrenir. Bu defa tehdit edilen kendisi olduğu için gitmeye çekinir ve arkadaşı Michael'i gönderir.

Michael oraya gittiğinde bir çocukla karşılaşır ve çocuk Michael’ı Christian zannettiği için ona hakaretler yağdırır. Christian'ın yazdığı tehdit mektuplarından birisi bu çocuğun evine de bırakılır ve bu yüzden çocuk ailesinden hırsız muamelesi görür, ailesi tarafından cezalandırılır. Çocuk, Christian sandığı Michael'den, ailesinden ve kendisinden özür dilemesini ister. Michael, çocuğu bir şekilde atlatıp oradan ayrılır. Çocuk ilerleyen sahnelerde asıl Christian'ın kim olduğunu anlamakta ve Christian'dan özür dilemesini istemektedir. İnsanları umursamayan birey modeli modern toplumun başrolüdür aslında, modern toplum; bazen ihtiyaç sahibini, bazen bizden özür bekleyen birisini, bazen de kendimiz dışındakileri umursamamayı öğretmektedir. Bu olayla yönetmen küçük bir çocuğun onuru üzerinden yetişkinlerin yaptıkları sorumsuz davranışların eleştirisini, yine yetişkinlere sunmaktadır.

Kare’nin belli bir felsefesi vardır. Ne de olsa biricik kabul edilen her sanat eseri üreticisinin felsefesini taşıdığı kadar toplumun düşlerine de yer verir.

“Kare güvenin ve ilginin mabedidir. Kült haline getirilen adeta tabu olarak görülen sanat anlayışı ve felsefesi yeni bir norm oluşturmanın pençesindedir. Kare’nin sınırları içinde hepimiz eşit haklara ve sınırlamalara sahibiz. Özgürlük anlayışının klasik tasavvurunu aşmaya çalışan bir girişim gibidir bu Kare felsefesi.”

İlerleyen sahnelerde Kare projesi için ilgi çekici bir tanıtım filmi çekmek isteyen müze, filmin konusunu bir dilenci kızın, güvenin ve ilginin mabedi olan Kare’nin içine girmesi ve beklenmedik bir şekilde patlatılması olarak belirler. Bu video fikri Christian’a sorulduğunda hızlı bir şekilde projeyi okuyup güzel diyerek geçiştirir.

Kızlarını sergiye götüren Christian, sergide babası 6 yaşlarındayken babasının boynuna adının ve ev adresinin yazılı olduğu kâğıdı asan büyükannesinden bahsetmektedir. Eskiden insanlar birbirlerine güvenirlermiş. Çocuğu kaybolduğunda ona insanların yardımcı olup evine getireceklerini düşünürlermiş bu yüzden üzerlerine adreslerini yazarlarmış. Şimdi ise bu pek mümkün görünmemektedir. Modern toplumda insanlar tam tersi diğer insanları çocukları için tehdit olarak görmektedir. Modern toplum güven açısından büyük bir uçuruma sürüklenmektedir.

Sergiden çıktıktan sonra alışveriş merkezine giderler ve kızlar alışveriş yaparken Christian onları beklemektedir. Christian kızları beklerken yanına gelen dilenciye parasının olmadığını söyleyerek dilenciyi göndermeye çalışır. Ardından telefonu çalar ve internet sitesinden aradığını söyleyen bayan sayesinde videonun yayınlandığını ve bir sorunla karşılaştıklarını öğrenir, bir yandan kızlarıyla eğlenmeye çıkmış bir baba, bir yandan sanatçı ve işlerini takip etmek isteyen tacir konumunda bulunan Christian, acilen çıkmak ister ama kızları daha gelmediği için oradan ayrılamaz. Baba kimliği ağır basmaktadır. İlerleyen sahnelerde bu kimlikler (kendince) yer değiştirmelidir. Birbirlerinin yerini almalıdır.

Christian kızlarını emanet edeceği birisini aramaktadır ancak kimse yanaşmamaktadır. Christian’ın gözüne biraz ilerideki dilenci ilişir ve kendisinden yardım istediği halde yardım etmediği dilenciden şimdi kendisi yardım ister. Dilenci onu geri çevirmez. Christian hemen müzeye gider ve insanların videoya verdiği tepkilerle karşı karşıya kalır. Bu video çok fazla tepki çektiği için Christian’a ve ekibine hakaret üstüne hakaret yağdırılır sosyal medya üzerinden. Müze sorumlusu ve sponsor organizatörleri Christian’dan ne istersek onu yapacaksın bu saatten sonra diyerek, bir nevi artık toplumsallaşan sanatlarından ödün vermek zorundadırlar hem de sanatın bireyin eylemi, faaliyeti(yaratımı) olduğunu ve korunması gerektiği düşüncesinden vazgeçmek zorundadırlar. Biricik olan sanatları iflas etmiş, tanınırlık ve bilinirlik arzuladıkları Kare Felsefesi’nin sonunu kendi elleriyle hazırlamışlardır. Bu süreç Christian’ın istifası ile sonuçlanacaktır.

Chirstian daha sonra Kare projesinin tanıtım filmine gelen tepkileri unutturmak adına bir performans gösterisi düzenler ve tüm sanatseverleri bir salonda toplar. Kapıdan içeri giren vahşi insan (performans sanatçısı) goril-insan (Oleg) diğer insanlara şovunu sergiler. Masalarda bir goril gibi zıplar, bağırır, göğsüne yumruklar atar. Dozu gittikçe yükseltir Oleg, bardakları alır yerlere fırlatarak parçalar, insanlar büyük bir huşu içerisinde sanatı (!) izleyerek görsel ve işitsel tatmin yaşamaktadırlar. Oleg seyircilerin saçlarını koklar, dokunur, iter, kimi masalarda oturan seyirciler gülüşürler. Goril-insan genç bir kızı kaptığı gibi yere yatırır ve onu taciz etmeye başlar. Bir yandan bir goril gibi kükrer, göğüslerine yumruklar atar, kimseden halen bir tepki yoktur. Bir süre sonunda Oleg’in yaptıklarını kabul edilebilir bulmayan bazı seyirciler duruma tepki göstermek için yeter derler omuzlarına dokunurlar Oleg’i durdurmak için ancak nafile çabalardır. Bir histeri nöbetinde gibi olan Oleg, aylardır çalıştığı ve adeta özüne dönmüş gibi olduğu bu goril-insan halinden feragat etmez ve şiddetinin dozunu arttırır. Yerde korkmuş yatan kadının çığlıklarına dayanamayan bazı seyirciler de şiddeti goril-insan Oleg’e yönelterek durumu kontrol altına alırlar. Kontrol biçimleri Oleg’e saldırıp, Oleg’i linç etmektir elbette. Böyle bir şovun sonucu ancak bu şekilde olabilirdi.

Bu sıralarda halen küçük çocuk onuru için Christian’ın karşısına çıkmaya devam eder. Christian ise yine umursamazdır ama olayın önemini kavradığında pişman olmuştur ve çocuğu bulmaya çalışır, bulamayınca bir video çekmeye karar verir. Videonun başında kapıları çalıp sormak yerine tehdit mektubu göndermesinin altında yatan nedeni anlatmaktadır. Belirli bir gelir düzeyine sahip insanlarla karşı karşıya gelmekten çekindiğini vurgulamakta ve kendisi gibi zengin insanlar, nasıl belirli bir gelir düzeyine sahip insanlara önyargıyla bakıyorsa fakirlerin de kendilerine aynı şekilde önyargıyla baktıklarını ve bu denli sorunların bireyler tarafından çözülemeyeceğini tam aksi toplumun yardım eli uzatmasıyla çözüleceğini ve toplumun baş etmesi gereken yapısal sorunlar olduğunu vurgulamaktadır. Bu videoda yaptıklarından pişman olduğuna, bu olayda tek suçlunun kendisi olmadığına ve tüm toplumun suçlu olduğuna değinmektedir. Toplumda güven kavramının yok olduğunu, insanların birbirinden korktuğunu, insanların birbirlerine karşı vurdumduymazlığını ve toplumun önyargılı olmasını eleştirmektedir. Aslında Christian’ın çektiği video filmin özeti ve yönetmenin manifestosudur.

İnsanın en yakınında olan insanlara güvenememesinin toplumda bazı sorunları tetiklediği vurgulanırken, Kare ne kadar güvenin ve ilginin mabedi (!) olsa da bu projeyi tasarlayan ekibin bile birbirine güvenmemesi filmin neyi amaçladığını dramatik yollar yerine düpedüz anlatmayı seçmesiyle seyirci için daha net hale geliyor. Modern toplum insanına ait olan güvensizlik, Christian’ın da kızlarına anlattığı gibi diğer insanların tehdit unsuru olarak görülmesiyle kitlesel bir sorun haline geliyor.

Son söz olarak denilebilir ki yönetmen; toplumun yardım çağrısı karşısındaki duyarsızlığını, insanların birbirlerine olan güvensizliklerini, kendine has usullerle gösteri dünyasına sunumunu başarılı ve izlenebilir kılarak gerçekleştirmiştir.

Film teknik anlamda kusursuz denilebilecek kadar güzelken klasikleşen ahlaki değerleri göz ardı ederek anlatımda bulunma saplantısı bu film için de geçerlidir. Film toplumsal güvensizlikten dem vururken yozlaşmayı bütün boyutlarıyla incelemekten uzak bir görüntü vermekte. Kapsam daha geniş tutulabilirdi. Yine de istenilen amaca ulaşan bir yapım.

Elvan Alaçam Arşivi
28 Sayı: 28 - Ocak 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler