Mavi Kuş’ta Bir Bibliyoman: Doktor Yahya
TEMMUZ Sayı: 28 - Ocak 2019

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu tarafından yazılan ve Dergâh Yayınları’ndan çıkan uzun hikâye diyebileceğimiz türde bir eser. İlk baskısı Eylül 2002’de yapılan eserde Mavi Kuş, Şöför Kenan’ın eski model otobüsünün adıdır. Bu otobüste Şöför Kenan’ın yolculuklarından biri anlatılmaktadır. Mustafa Kutlu çok temiz bir Türkçeyle otobüse binenleri, binen kimselerin kimliğini, neliğini, nereye gitmekte olduklarını ve niçin gitmekte olduklarını okuyucuya anlatır. Sıkılmadan zevkle okunan eserde, Mavi Kuş kasabadan ilçedeki istasyona gitmeye çalışmaktadır. Yolda başına gelmeyen kalmaz otobüsün. Bir bakarsınız lastiği gümler bir bakarsınız bir dere ortasında suya batar. Yolcular sonunda nihayet istasyona varırlar. Yolculuk esnasında yol üzerinde verilen bir molada istasyona hasta vaziyetiyle yetiştirilmeye çalışan bir kadın, yolculuğa daha fazla dayanamayıp hayatını kaybeder. Yoluna bir eksikle devam eden Mavi Kuş; aslında yol alışıyla, yolculuğuyla çeşitli mesajları bize iletir. Mesela ölen kadın; yanındaki eşiyle yola çıkmıştır. Aslında hayatta da böyledir. Eşle bir yola çıkılır. Ama yolun bitimine varmadan eşlerden biri vefat eder. Diğeri ise yoluna devam eder. Hikâyede de eşlerden biri ölüyor. Adamsa yoluna devam ediyor. Yani yaşıyor.

Mavi Kuş’un bu maceralı yolculuğunda toplumun her kesiminden insan vardır. Mesela öğretmen, hasta köylü ve onun eşi, köy ağası, taa Amerikalardan gelip kasabada kendilerine turist imajı veren tarihi eser kaçakçısı iki çift, arabanın bavullarının konduğu üstte, tavanında giden kaçak ve bizim bu yazımıza da konu olan Doktor Yahya Bey gibi birçok kesimden yolcu Mavi Kuş’tadır.

Otobüse neden Mavi Kuş dendiğini ise Mustafa Kutlu eserin başlarında anlatmış. Otobüs maviye boyalıdır. Sanıldığı gibi hızlı bir araç olduğundan değil ön kapısında mavi renk üzerinde beyaz bir kuş resmi olduğundan otobüse Mavi Kuş denir.

Eserin sonunda okuyucu büyük bir beklenmezlikle karşılaşır. Çünkü aslında ne Mavi Kuş gerçek manada Kenan’ın otobüsüdür. Ne de otobüstekiler bir istasyona yetişmeye çalışan gerçek kişilerdir. Hikâyenin sonunda “kestik” diye bir ses duyulur. Okuyucu anlar ki, tüm bu anlatılanlar bir film setinde olup bitmektedir. Fakat en sonda yine ikinci bir beklenmezlik olur. Otobüsün arkasındaki koltukta oturan, iki jandarmanın refakat ettiği ve istasyona götürülmeye çalışılan mahkûmu; kanlıları takip etmektedir. İstasyona Mavi Kuş geldiğinde “Kestik” direktifiyle set dağılır fakat kanlılarından mahkûma doğru atılmış bir tüfeğin sesi duyulur. Herkes paniğe kapılır.

Mavi Kuş’ta yol ve film imgesi okuyucuya pek çok şeyi söyler. Aslında tüm bu yaşadıklarımızın bir film olduğu, bir gün o filmin de yol ile birlikte öyle veya böyle biteceği düşüncesi bizi sarar. Mustafa Kutlu’nun hikâyesindeki güçlü taraf da zannımca budur. O, sadece bir hikâye anlatmaz. Hikâyesine kendi duygu, düşünce ve anlayış şeklini de katar.

Mavi Kuş’taki Doktor Yahya ise Mustafa Kutlu tarafından bir bibliyoman olarak takdim edilir. Nedir peki bibliyoman? Orhan Okay şöyle tarif ediyor: “Kitaba merak sarmanın Fransızca’da iki karşılığı var: Bibliyofil ve bibliyoman. Birincisi kitap muhibbidir ki kendi zevkine ve kültürüne veya belirli bir hedefe göre kitap seçer; kıskanç değildir, bunları başka kitap dostlarıyla paylaşmaktan zevk alır. Hayatı boyunca kütüphanesini kurmaya girdiği zahmet kadar, onları başkalarının faydasına sunmak, hatta dağıtmak ve sonunda hasbetenlillâh bağışlamak için de adeta çırpınır. İkincisi, yani kitap hastası ise her gördüğü kitabı elde etmeye uğraşan, bunlara sadece sahip olmaktan zevk alan, sahip olduktan sonra da kimseye kaptırmayan hatta koklatmayan adamdır.”1 Burada Orhan Okay’ın bibliyomanı bir hasta şeklinde tarif ettiğini anlıyoruz. Aynı zamanda bu satırlarda Orhan Okay bibliyofilin makbul olacağını düşünüyor gibi. İşte Mavi Kuş’taki Doktorumuz Yahya Bey de böyle birisi. Bir bibliyoman. Doktor fakat bir hastalığı var; kitaplara sahip olmak ve onları kimseyle paylaşmamak, onları hatta koklatmamak.

Doktor Yahya’nın bu bibliyomanlığı o kadar ileridir ki medeni durumunu, yurdunu yuvasını bozacak kadar ileri gider. Öğretmen Murat ile yolculuk esnasında laf dönüp dolaşıp evliliğe gelince Doktor Yahya’nın da başından bir evlilik geçtiği, boşanma sebebininse onun bu kitap hastalığı olduğu anlatılır kahramanın ağzından. Karısının evinde yaşayan Doktor Yahya bibliyomandır. Tıbbiyeyi bile bu hastalığı yüzünden geç bitirir. Kitaplar çoğalınca sedir altları, kıyılar köşeler hep kitap olunca kadın; tercihini yap ya ben ya kitapların, der. Ev kadına aittir. Dr. Yahya gezer dolaşır ve bir güzel kafayı da çeker. Sonra birkaç işçi ve bir de kamyonet kiralatıp tüm kitaplarını alarak eşine veda eder. Eşine son sözü “evin sana mübarek olsun”dur. Fakat sonrasında kitaplar, kendisi gibi mekânsız kalınca o da kitaplarını sahaflar çarşısında satar. Adı zaten öteden beri bilinen bu bibliyoman kamyoneti çarşıya yanaştırınca tüm sahafçılar başına üşüşür. Kendinin de mekânsızlık problemini ortadan kaldırmak için kendi eliyle bu kasabaya “hükümet tabibi” olarak sürgününü yaptırır. Böylece kendisi de bir yerde mekâna kavuşur. Fakat bu hadiseyi anlatırken sürekli eşini haklı görür. Şimdiki aklı olsaydı bunu yapmayacaktır. Bunları öğretmen Murat’a anlatırken de durmadan koltuğunun altındaki konyaktan çekmektedir.

Doktor Yahya bir bibliyoman olarak Mavi Kuş’ta yolculuk eden hastalık sahibi bir doktordur. Bu haliyle Mustafa Kutlu’nun karakterize ettiği özgün bir şahsiyettir. Bu karakterin oluşturulmasında ise Mustafa Kutlu’nun kaleminin kudreti saygıyı hak ediyor şüphesiz.


1- Orhan Okay, Kağıt Medeniyeti, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2. Baskı Ekim 2014, syf. 45.

Yavuz Balı Arşivi
28 Sayı: 28 - Ocak 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler