Eklenmek için mi geldin
Bu şehrin tarihine bir altın harf gibi
Bıraktı
Dünyayı ilk anda yoklayan ellerin
Çivisi çıkan bu asrın üzerine cennet kokuları
Sen insanın içindeki gizli cevhersin kokunla.
Burnum ne zaman kokuna temas etse
Ben aslında içimdeki bene dokunurum
Gözlerin Muhammedî nûra değmiş gibi
Sana bakmak, kudretine Hakk’ın
/bir teslim oluş düşüncesi getirir.
Ben sana bakarım.
Ben teslim olurum.
Ben secdelere varırım.
Serin ikindi gölgesi şahidimdir
Bu söğüt ağacı şahidim
Bu gözümün gördüğü tabiatın rengi şahidim
Bu düzlüğüne güvenip içimdeki çocuğu serbest bıraktığım
/yeşil, uçsuz bucaksız ova şahidim
Şahidim bilmek ve bilinç şahidim
Koskocaman sevinçler bahşeder bana
Şehadet parmağımın ucundan sımsıkı kavrayan minik ellerin
Can kuşum!..
Gölgesi gövdesini aşmış bu karanlık dünyamıza
Nûrunla geldin, hoş geldin.
