Sonsuz kelimeler akar şimdi
Açılmış eski bir sandukanın ağzından fışkırır gibi
Geri getiren tedavülden kalkmış bütün cümleleri
Yele veren çağın sancılarını
Yol kocatmazdı adamı
Hakikat bilince dağardında açan çiçekleri
Eğilerek girilirdi irfan meclislerine
Kıyametten evvel iyi şeyler de vardı
Gazetelerin yazmadığı bültenlerin adını anmadığı güzel yüzler gibi
Bir trene binmiş gidiyor olurdu akşamlar
Omzumda yoksul evleri süsleyen kuşlar
Uçtu uçacak
Uyanıyor erik ağaçları güzellik uykusundan
Derin bir nefes oluyor her nefes
İhtiyar günlerin ardından çekilen
Ölüyordum Allah'ım ölüyordum az kalsın
Kör kuyularda nefessiz
İmdadıma yetişti o yaralı yürekler
Bir ay doğar akşamdan akşama
Göçebe ruhlu gözlere efsuni bir bakış düşer
Tanrı'nın eşsiz soluğu kederli odalara yayılan
Bir ihtimal daha var diyen
Kör düğümler üzerine
Toprağa karışır bütün sözcükler
Toz duman içinde
İnsan bilmediği yerden yenilirdi en çok
Bunu en çok heybemde taşıdığım şarkılardan anladım
Topuğundan vurulan güzellerden
Rüyalarımdaki tarihlere güvenmiştim hep
Ey aşk nerelerdeydin sen diye
Bir kapı açılırdı ardına kadar
Bir çiçek açılırdı kapılar ardından bunu bildim
Bir çiçek bin dirim olurdu o vakit bunu bildim




