Dağardında Açar Bir Çiçek
TEMMUZ Sayı: 32 - Haziran 2019

Sonsuz kelimeler akar şimdi

Açılmış eski bir sandukanın ağzından fışkırır gibi

Geri getiren tedavülden kalkmış bütün cümleleri

Yele veren çağın sancılarını

Yol kocatmazdı adamı

Hakikat bilince dağardında açan çiçekleri

Eğilerek girilirdi irfan meclislerine

Kıyametten evvel iyi şeyler de vardı

Gazetelerin yazmadığı bültenlerin adını anmadığı güzel yüzler gibi

Bir trene binmiş gidiyor olurdu akşamlar

Omzumda yoksul evleri süsleyen kuşlar

Uçtu uçacak

Uyanıyor erik ağaçları güzellik uykusundan

Derin bir nefes oluyor her nefes

İhtiyar günlerin ardından çekilen

Ölüyordum Allah'ım ölüyordum az kalsın

Kör kuyularda nefessiz

İmdadıma yetişti o yaralı yürekler

Bir ay doğar akşamdan akşama

Göçebe ruhlu gözlere efsuni bir bakış düşer

Tanrı'nın eşsiz soluğu kederli odalara yayılan

Bir ihtimal daha var diyen

Kör düğümler üzerine

Toprağa karışır bütün sözcükler

Toz duman içinde

İnsan bilmediği yerden yenilirdi en çok

Bunu en çok heybemde taşıdığım şarkılardan anladım

Topuğundan vurulan güzellerden

Rüyalarımdaki tarihlere güvenmiştim hep

Ey aşk nerelerdeydin sen diye

Bir kapı açılırdı ardına kadar

Bir çiçek açılırdı kapılar ardından bunu bildim

Bir çiçek bin dirim olurdu o vakit bunu bildim

İmdat Akkoyun Arşivi