Şehrin Uzak Düşleri
TEMMUZ Sayı: 21 - Nisan 2018

Hayra davet eden o sakınımsız yeşil

Hikmetinden sual olunmaz tanrım hakiki bir cümle

En kavisinden mahkemeler kurulmadan şehrin meydanına

göğsüme saplanan ünlemler için.

Müteşekkir kalayım mavi gök ve bağışlar ve genişlemiş sadrım için

Alnıma yazılsın Ali’nin destanı şehrim Maraş

Şehrim boy verdiği caddelerinde soylu paklığım

Ali babasının en tekinsiz evladı

Şükrü çoğaltıyor dilinde ayağı çarıksız günlerinde

Bir değil kırk kuş havalanıyor kırk deli kırk âşık

Etekleri suya değiyor yetmişinde bir çınar eşliğinde

‘ikra’ denince Ebabiller süslüyor göğünü

elçiyi mihmandar kılıyor kendine eprimiş hayatlar

Derdini söyleyince yükünü hafifletiyor

Sabrediyor böğrüne saplanan kızıl akşamlara

“Acıların acılarımdır ey kardeşim” diyor ve yeni acılar buluyor

acıları bittiğinde

İrfanı biliyor hikmete ram oluyor

iki uçurum arasında

Her şeyin kanayarak geçtiğine inanıyor

Çoğaltamadığı sesler bölüyor uykularını en çok

Salt iyiliğe değil tertemiz kelimeler vadediyor bütün

kendine yabancı mücrimlere de

Doygun bir gülüştür kalkan oturduğu sofralardan

Dokunduğunda omzunuz omzuna

en mavisinden bir karanfil konduruyor yakanıza

Şehir uzak şarkı uzaktı sabırsızca bekledi günleri

İnsanlığı merhamette merhameti insafta

insafı sevmede buldu

Herkesin konuştuğu yerde o söyleyecek söz bulamadı

Kaygısından başka delili yoktu yaşadığının

Beklenen bir sevgilidir surat astığında bahar gülleri

zemheri soğuğu gibi

Herkese gitmek yaraştığında ona susmak

Oysa anlatacak ne çok şeyi vardı kimse bilmedi

Kimse bilmedi dünyayı terkine bağlayıp gittiğini

İmdat Akkoyun Arşivi