Akif Emre’nin son çıkan deneme kitabı “Aliya.” Akif Emre’nin Aliya İzzetbegoviç’e ilişkin olarak çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarının yanı sıra röportaj ve konuşmaları da yer alır söz konusu metinler toplamında.
“Aliya” üç bölümden oluşur. İlk bölümde, Hece dergisinin 146. sayısında yayımlanmış olan “Gölgesiz Adam, Aliya İzzetbegoviç’in Düşünce Mirası” yer alır. Bu bölümde, Bosna’nın Osmanlı’dan kopuşu, kendi kaderi ile baş başa kalışı, Aliya’nın çocukluk ve gençlik yıllarına değinilir. Yakın arkadaşlarından Eşref Çampara o zamanlarda “Milyeçka Nehri’nin kenarında saatlerce oturup, İslam medeniyetini tekrar nasıl diriltiriz, sorusuna cevaplar arayıp hayaller kurar, kafa patlatırdık.” der. Arkadaşlarıyla beraber Saraybosna’da Sırpların, Hırvatların ve Müslümanların olduğu bir gençlik programında ilk defa konuşur Aliya. Konuşmasında “Siz modernleşme, özgürleşme adına İslam düşmanlığı, din düşmanlığı yapıyorsunuz.” diyerek Müslümanca duruşunu sözünü eğip bükmeden cesur bir şekilde ifade eder. Aliya’nın arkadaşları, o toplantıdan söz ederken “Biz ilk defa Aliya’nın o konuşmasından sonra kendimize geldik, müthiş bir özgüven oluştu, etrafımızdakilere bakışımız değişti.” diyerek onun kararlı duruşunu daha gençlik dönemindeyken kazandığını dile getirirler.
1949’da totaliter Yugoslav rejimi tarafından beş yıl hapis cezasına çarptırılan Aliya İzzetbegoviç hapis hayatı boyunca sürekli okuyarak kendisini geliştirir. Hapishane sonrası hayatıyla ilgili ayrıntılarla birlikte savaş dönemi mücadelesini de yine bu bölümde okuruz.
Kitabın ikinci bölümünde ise Akif Emre’nin Aliya İzzetbegoviç, Eşref Çampara, Hasan Çengiç, Rasim Deliç ve Osman Mehmedagiç’le yaptığı röportajlarda olabildiğince samimi açıklamalar dikkatten kaçmaz. Cemalettin Latiç’e göre Aliya “İnsanları nazikliği, kibarlığı, entelektüelliğiyle, saygılı tavırlarıyla etkiler, onların olumlu yanlarına ilgi gösterir; beğenmediği yanlarını ortaya koymaz. Ben onun daima ciddi bir insan ve hoşsohbet biri olduğunu düşündüm. Son derece entelektüel sorular sorar, açık yürekli biridir.” Açıkçası insanlara değer veren bir liderdir. Hor görmek, tepeden bakmak Aliya’nın sözlüğünde yer almaz.
Aliya İzzetbegoviç’in samimi duruşu, mücadelesinde ilkeli ve tutarlı oluşu, ona hem Bosna halkının sevgisini kazandırır hem de düşmanlarının kendisine saygı duymasını sağlar. O, hiçbir zaman kin, nefret ve öç alma duygusuyla hareket etmez. Her zaman halkını ve Bosna’yı düşüncelerinin odağı yapar.
Son bölümde Akif Emre’nin yaptığı konuşmalara yer verilir. Bu konuşmalarda Akif Emre, Aliya İzzetbegoviç’i elinden geldiğince gündem konusu yapar. Akif Emre’nin bakışıyla “onu önemli kılan özelliklerinin insanlığa mal edilmesi yani hayata geçirilmesi gerekir.” Onun düşünceleriyle, eylemiyle yaşatılması için uluslararası çapta “Aliya Barış Ödülü, Aliya Düşünce Ödülü” verilmelidir diyen Akif Emre, Aliya’nın sadece İslam dünyasında değil evrensel ölçekte var kılınması gerektiğini vurgular. Onun bütün hayatı “Bir dava adamı nasıl olmalıdır, idealist bir insanın özellikleri ne olmalıdır?” sorularının apaçık cevabıdır. Her bakımdan adanmış olmanın sorumluluğu okunur hayatında.
Çağını kavrayan, modern dönemler için örnek bir kişiliğe sahip, idealist, bir dava adamı olan Aliya İzzebegoviç’i tanımak ve anlamak isteyen tüm okurlara zihin açıcı, sorumluluk yükleyen ve rehber olma vasıflarını taşıyan bir kitap: Aliya…



