Burada dağlar yok
aramızda anılarla engel de
toparlanmamı sağlıyor yeniden
ölçülemez sevinçlerle geçtiğimiz o nehirler
kötürüm bir kadının dudaklarında bir samanyolu
beton duvarları yıkan
ve kusursuz koşumlar dünyayı alt eden
dingin yıldız ırmakları burgaçlar halinde
akıp gidiyor hükmeden geceye
bazen insanlar en büyük engel
geceye karşı doğan aya
birazdan gün doğacak
birazdan gün yirmili yaşlar üzerine doğacak
saçlarında toprak yüzünde badem çiçekleri
koşup durduğum tepeler üzerine
yağmalanmamış bir gençlik
ve dört başı mamur bir çocukluk
gülümseyiş yüklü kervanlar ikindi vakitlerinde
gam yüklü bulutları dağıtan
alınları güneşle taçlandıran
mutlu bağbozumlarında ezgiler
ah yangın yeri yürekleri tutuşturan
birazdan gün doğacak ve kapatacak
gecenin bütün esrikliklerini
hafif bir rüzgar toplayacak savrulmuş sevgileri
ve dağ başlarında başakların söylediği
türkülerle esinlenecek
hüznün daralttığı yürekler

