Hüzünceler
TEMMUZ Sayı: 32 - Haziran 2019

kırk semender yılı

kırk kırgın mart eskidim

anladım

pastoral bir acziyetmiş insan

gövdesindeki mağaralardan

ince dereler sızan,

kan ve demir yığını

harcı alem bir kelam,

bir izahı yok anladım

yağmur yağar

dut yapraklanır

hatmiler çiçeklenir,

isyan ve nisyan sarkacında

harcında ejderha tuzu birikir

olur insan,

bir izahı yok

siretimden suretime çıkan bu izlek bana kâfi

pişti çamur, pişkin bir mermer oldu

şehrin yavan ve dönek meydanlarına dikildi,

mermere şeklini veren

ey kutsal sular arama istenci,

anladım,

bir kavanoz külmüş insan

bir kızılçamla değiştirdim gövdemi

gerildi yarık ve eprek derim

böcekler üşüştü reçine sızan yaralarıma

yenilgi ve yanılgıya alışkan

rezil yanlarım çoğaldı

kimdir cevheri cüruftan ayıran sarraf

bul beni

pul beni

kimdedir ayarı sırtıma yazan miyar

anladım

kaynayan demirin soğuyan köpüğüdür insan

sessiz ol dedi derviş,

içimdeki bozkır genişliyor dedim

dua et dedi

toprağı sürüyorum dedim

ruhun soluklansın dedi

nefes bitti köz kaldı dedim

kimdir üç dirheme derviş hırkası giyen

vurdun beni

yurdum beni

göl kıyısında zikre düşmüş sazlığım

kimdedir yüreğimi tartan terazi

anladım,

boşluğunu bilmeyen bir uçurumdur insan.

ipek bir yalnızlık ördü beni

yordu beni koza ve mezar

eğirdim, acıta acıta değişen derimi

keleb oldu

keder oldu bir ömürlük mesai

yak beni

çıra beni

tutuşsun bu kurumuş otlak

anladım

bir vardır bir yoktur insan

Tuncay Yerlikaya Arşivi