Göğüsteki İkindi
TEMMUZ Sayı: 29 - Şubat 2019

Düştüğün yerde bulacaktır seni

Savaş görmüş kuşlar

Uçsunlar göğünde bir o yana bir bu yana

Bakışların kaldıramaz ayağa seni, sarıl toprağa

Bırakma göklerde uçan o yazgıyı

Geçmemişse yaşamak yorgunluğundaki

Tırnak izleri, gidecek bir yer kalmamışsa

Bir yaşanılan ölümse, kahırsa

Uzar gölgeler yerden

Unutulur duyulmaz çocuk sesleri

Gün son saatlerini yaşarken

Yine o kahredici sesler yürekleri sarsmakta

Göğsü göğsünde şimdi ikindinin

Yaşlı bir ağaç var dallarında

Öldüren öldürüyor öldürme dedikçe kitap

Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar

Bitmemiş yenilgiler gelir akla

Çalıştıkça unutmaya, durmaz

Hüznü ve acıyı doğuran son rüzgârlar

Kucaklara sığmayan bir gökyüzü

Toprağın üstünde güneşi sarar

Yollarda ağlayan tarlalar bekliyor kenarda

İlim sabır gerektirirmiş, dağıtmak

Ne varsa ahde vefa

Girip çıkanlar var Horasan’da

Yüzleri güldüren eski hayatlar olacak

Büyürse hasret vatan düşünce akla

Hastalıklı akşamların karanlığında

Zaman kara çalar, güzel eski insanlar

Göğsüne düşer göğsü ikindinin.

Ulu gök, gece yüksek ürküten sessizlik

Otuz iki diş var bu dünyanın baldırlarında

Annen yanımda baban başımızda

Musibetlerin acıların ellerini bağlarlar.

Gelip gidiyor göğsündeki ikindi

Mavi bir rüya görüyor dünya

Mutluluk güzel bir şeydir diyor kuşlar

Gülmek açılmaz kapılar arkasında

Hayatın yerine geçen ne var bu günün duvarlarında

Şimdi yanmaz mıyım pırıl pırıl yanan ay ışığına

İhtiyar bir dev bakıcısı mı başkaldıran?

Yolları kapatan kuşlar şimdi soluk soluğadır

Arılar sağda solda koşumlu birer ulak

İnsan insan olmalı selam verilecek kadar

Yanık yüzler görünüyor su bardağında

İlk günkü günahkâr gibi hala insan.

Ahmet Tepe Arşivi
29 Sayı: 29 - Şubat 2019 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler