İnsan, bir bedeni peşinde sürükleyerek yaşar. Bu bir beden için katlanır bir şey değildir eğer soyutlama yapmak gerekirse! Ancak beden bunun bilincinde olamaz. Ölümse tabiatın ve hayatın değişmez yasasıdır. Sonunda herkesi memnun eden bir yasadır ölüm.
İnsan yaşadıkça, yaşamış olmayı daha az değerli görmeye başlar. İnsan ölümü kabul eder ancak onu hep zamansız bulur. Halbuki hayat, eskilerimizin tabiriyle her gelenin bakıp geçtiği bir pencereden ibarettir.
İnsan hayatta dostluklar kurar. Her dostluk ince bir yaradır. Kanadıkça küllendirir insanın içindeki közleri. Sonra dostluklar da tükenir ölüm karşısında. Usul bir sessizliğe bürünür de gider, renklerini kaybeden hatıraların arkasından.
Hayata anlam katan insanın değerler silsilesidir. Değerler sistemi ile bir anlam dünyası inşa eder insan. Bu onun manevi sığınağıdır. Hayatta bununla mukavemet bulur.
Eğer insan bu hayatta bir anlam dünyası uğruna savaşacaksa ezilenlerden, gariplerden, yoksullardan yana olmalıdır. Ama onların da ezenlerle, varsıllarla, sömürgenlerle aynı mayadan, aynı çamurdan yaratıldığını unutmadan. Batı, bugün gül yağı ile cilalanmış bir kadavra gibi! Çünkü değerden ve anlamdan yoksun bir ruhsuzluk olarak temayüz ediyor. Dünya küresel çeteler, gangsterler ve suç örgütleri tarafından yönetiliyor. Böyle bir dünyada insan kalmak ve insan olmanın onurunu korumak için savaşmak gerekiyor.
Yazar bu savaşta kalemini kolonyaya batıran bir züppe olmamalıdır. Çünkü yazı insan onuruna düşürülen en paha biçilmez değerdir. İnsanın hikayesi insanlığın hikayesine dönüşür yazıyla. Bu sebeple kelimelerin susmasına izin vermemek gerekir. Kelimeler susunca hayaller, hayaller susunca da hayat büsbütün susup gidiyor.
Hayatı susturan bütün karnı toklar birbirlerine benzer. Birbirlerinden büsbütün nefret ederler. Ancak her birisi yine inadına kibarlık budalası bir ikiyüzlüdür.
Git gide tükenen bu dünyada insanlar inançları ve özgürlükleri için değil bir takım süslü naylon kelimeler için yaşıyor ve ölüyorlar. Yazar buna karşı da uyanık olmak zorundadır. Bütün suçlar coşkuyla işleniyor. Kederle işlenmiş bir cinayet bulmak zordur.
Bir suç dünyasında kelamın ve kalemin onurunu düşürmeden, hiçbir çıkar ve hesabın içinde olmadan bir anlam dünyasının hayaline uyanmak ne güzel! İnsan ancak insanlaşmak için yaşayınca değerli kalıyor. Bu da yazıyla ezelden ebede bir yolculuğa çıkıyor.
İnsanı Vareden adına, insanı Vareden adıyla illa Hu! İlla Hu!

