Uzun uzadıya oturdu. Bir ara susadı, bir yudum su içmek istedi, vazgeçti. Kalktı, gökyüzünden dışarı baktı. Bir pencere vardı, önünde bir çiçek soluyordu. Ben aslında yaşadım, diye mırıldandı. Yeniden masasına oturdu. İnsanlığa dair nice şeyler düşündü. Uzun uzadıya oturdu, uzun uzadıya düşündü yine. Çok şaşırdılar, oturduğu yerde ölmüştü. Şaşıranlar, cenazeyi bekletmediler. Masasının çekmecesini açtılar, bütün ritüellere uyarak cenazeyi çekmeceye koydular. Biri, insanlığın büyük kaybı, diyordu. Bir diğeri öyle olsa gerek, diyordu. Diğer biri, tereddüt bildirecek oldu, sustu. Çekmeceyi usule uygun kapattılar. Pencerenin önünde bir çiçek soluyordu.
