Şu büyük nehri koşan kırmızı gözlü, babamdı
Saltanatım bir avuç övgü az biraz şandı
Gölgem arşınlarken benliğin peşini
Teraziler kesti ensemi ve kalın bileklerimi
Yadırgadım ve hatırladım Kabil atamdı
Sağrısı, soluğu, yelesi tutuştu kırmızı gözlerimin
Bir demet çiçek sundu hırsıma mağlubiyetim
Merak ve iştihanın tesellisine sığındım
“Fakat altında ezildim bir büyük dağın”
Akan su hepten neslimi ünlüyordu
Zirveler kavruluyor soluğun buz tuttuğu yerden
Yılanlar ve sırtlanlar
Kanatlanmış geçiyordu içimden
Ve büyüdü gözbebeklerimden daha çok dağ
Açıldı, içinden duyuldu sesim
Dağ ceylanları yitmişti derinliğinde
Şimdi bir yamaç kaymasını omuzlasam
Bir ceylan gözüne karşılık
Nam vermek için doğrulsa babam
Suya bir hu üflese
Belki eski suyolları açılır
Ak pınardan saf süt isteyen sabiler uyanır
