Bütün azalarını harbe çağır
Sofran açılsın elin şehit ballarından alsın
(A.Cahit Zarifoğlu)
Her yaşam insanın emeğinin ürünüdür. Süsleriyle aldatıcı olan bu devranın sahibi biz değiliz. Oysa ne hazindir ki insan ya kendisini dünyanın merkezinde görür ya da dünya onun hayatının kalbine çöker. Oysa hayat herkesin arkasından bakakaldığı, zaman deryasında, usulca süzülen bir yalnızlık gemisidir. Ne bu yolculuk ne de ondaki varlığımız, kendiliğinden değerlidir. Bizi değerli kılacak olan verdiğimiz “söz” ve bunu değiştirmeyecek sadakati göstermektir.
İnsanı erdemli ve asil kılan onun tutarlılığıdır, sahiciliğidir bu uğurda döktüğü alın teridir, kuşandığı sabırdır. Aynı dünyaya doğmuş ve aynı âleme yolculuk etsek de herkesin varacağı akıbet aynı değildir. Gözü kara, sözünün eri, inanmış yiğitlerle, hiçliğin ardına düşen ve ömür sermayesini heba eden acizlerin sonunda varacağı eşik bir olamaz. Yalanlar, aldatmalar, kandırmalar çağında varlığını ebedi olana adayanla pespaye bir çağın karanlığına sığınanların yaşadığı hayat aynı olamaz. Yüreğiyle dünyayı tartan yiğitlerle yenilgi çağının korkak lafazanları bir olamaz! Bir sonsuzluk ırmağından kana kana içmeye talip olanlarla suyu bulandıranların tutkusu bir olamaz! Değil mi ki bu dünyanın kalbi kararmış, zamanın elinden merhameti alınmış, öyleyse sözüne sadık olanların üstüne doğacak güneş yakındır, kalpleri korkudan yerinden sökecek yevmü’l furkan yakındır.
Elbette tarihin kalbidir şehid ve elbette koygun bir silkinişin gümrah yüzüdür. Kanlarıyla özgürlük çağrısını tarihe kazıyanlara hangi karanlık hükmedebilir? Allah'ın günlerini güzelleştiren yiğit adamları hangi dehliz boğabilir, hangi cendere esir edebilir onları? Muhakkak ki bizler kirlenmiş dünyaya baş eğmeyen kahramanlar için üzülecek, acılar çekeceğiz. Ama biliyoruz ki onlar Firavunlara boyun eğmedi, zamanı sıkılı avuçlarında sükûnete erdirdi ve Rabblerine verdikleri sözün gönül rahatlığı ile emanetlerini teslim ettiler. Ne zindanlar teslim aldı iradelerini ne dünyanın suskunluğu kırabildi dirençlerini. Dokuz yiğit, dokuz cengâver düğüne gider gibi şehadete uğurlandı; adam gibi ahitlerine sadakat gösterdi! Ve o erlerden kimileri de sözünün hakkını ifa etmek için sırasını heyecanla beklemekte. Çünkü “söz” şehidin nişanesidir! Ve bu “söz” Sûr’a üfürülecek güne kadar gök kubbede yankılanmaya devam edecektir.





