Erdemin Egemenliği Yolunda
TEMMUZ Sayı: 27 - Aralık 2018

Aşkınlık, geleceği var etmek adına geçmişle bağı koparma imkânı olarak bütün devrimlerin zorunlu varsayımıdır. Determinizm tanımı gereği muhafazakârdır. Düşünsel ve maddi tüm üretim biçimlerinin pazarı haline gelen toplumlar ve ülkeler için kurtuluşun yolu nazik pazarcı rolü oynayan sömürgeci modern laikleri, onların muhafazakâr yerli işbirlikçilerini ve onların cazip tekliflerini reddetmekle aydınlanır. Bu, insan olmanın reddedici erdemidir. Reddiyesi olmayanın kabulü sahtekârlıktır. İman, kabulden önce reddetmekle başlar. Böylece aşkınlık, erdemi sadece somut olana sıkışıp kalmaktan kurtararak adeta onu ezelin ve ebedin semasında kanatlandırır.

Gelecek umudu olmayan bir dinle, dini olmayan bir gelecek umudunun kuşattığı çürümüşlüğü aşmak için körebe devrimci gerçekçilik masalından çok, devrimci bir aşkınlığa uyanma erdemine muhtacız. Erdem her halükârda adalet duygusundan neşet eder. Çünkü adalet her erdemi bünyesine almaktan geri durmaz. Adalet erdemleri var kılmaz aslında. Kendisi bizatihi erdemdir. Adalet sadece yasallık değildir. Yasalar adil olmayabilir. Adalet dediğimizde bizatihi erdeme göndermede bulunuruz. Pascal’a göre iki tür insan vardır: Adil ama günahkâr olduğuna inananlar ile günahkâr ama adil olduklarına inananlar. Bu, büyük bir belirsizliğe yol açar: Adil miyiz, günahkâr mı? Adilsek günahkarız, günahkârsak adiliz! Oysa adiller günahkâr olabileceği gibi olmayabilir de. Ya da günahkârlar adil olabileceği gibi olmayabilir de. Adil olmak sonunda herhangi bir yasalın karşısında durmayı reddederek erdemin kendisi olduğunu açıkça ortaya koydukça adilliğini korur. Adaletin kendiliğinden erdem olması, onun dışındaki ile kurduğu ilişkisini en doğru kılan şeydir.

Erdemli olma mücadelesinin sonu yoktur. İnsanlığın sonu ancak erdemli olma arayışının sonu olabilir. Erdemli olmaya çalıştıkça erdem arayışı sürecektir. Diğer bir ifadeyle erdem arayışı asla gözü doymayacak bir susamışlıktır. Bunu ancak susamışlığını hissedenler bilebilir. Adalet nasıl teklikte mümkün değilse, en azından ikiliğe ve çokluğa muhtaçsa, dışsal ise erdem de dışsaldır. Gösterilmekle belirir. Onun için erdem kitaplardan öğrenilmez, erdem erdemlilerden öğrenilir deriz. Görülen ve gösterilendir. Nezaket, sadakat, basiret, itidal, cesaret, adalet, merhamet, cömertlik, bağışlama, alçakgönüllülük, hoşgörü, tevazu hep gösterilen erdemlerdir ve zorunlu olarak dışsaldırlar. Bu dışsallıklar da nihayetinde topluca ismete göndermede bulunurlar. Dışsallıklar tevazu görüntüsü altında perde arkası oyunları bünyesinde barındırmaya başlayınca artık ismet hizmete dönüşür. Hizmet kimin bayrağını yükseltmektedir? Erdemin bayrağını yükselten hizmet değil, ismettir.

Temmuz Arşivi