Sonuncu Yakarış
TEMMUZ Sayı: 31 - Nisan 2019

meşakkatini sarındın bir yoldan mesaj ilen

yumrulanıp bir sütun çağına

ve onlara özgü kocamış kuşların

saman doldurulmuş korkuluk yüzüne

boyanmış taranmış bir korkudan

savrulduğu mey yapısıyla

-salınsın ha bir çocuk rüyası

demetlik olsun geniş bahçene

bir küçük çiçek bölümüne

arılar seslerle gelsin hiç görünmesin

sırrını yüzüme sesinle şerbetlesin

artık alınsın uzaklığa dalgası ve çinisi

ve cağlıklarda üşüyen gençliği annelerin

belki bu zamanın köpük saçılı emayelerde

kavgalı iç odalarda

bacak kaldırıp düşünen heykel ıslağı

bir yerinden bozmuştur onu yağmur

ki biz onu artık öyle biliriz

aziz bir el dokunur kıyına uzanmış başlara

o saat cansızlık nişaneleri ver düşkünlerin

en unuttuğu bir dünyalığa

örülmesi mümkün her ne varsa

tutunup ıslağın

o ipi geren

o şişirip çözülmez eden sesine

kulak ver

ver ki gayb suları bahçene başka bir anlamla aksın

gözler yuvası ve talaş çuvalında

ilk teşhis kadavrasını

ölülerin balosunda kavalyen etmesin

gel yürüme vaktidir

gel kızgın adımlarla

ayak izlerinin kolayca çökerttiği

ve çaşıt gözeleri tonozlarla tıkanan

bir daha tıka gözyaşlarının doğduğu yeri

gel ölümden sonra yürüme vaktidir

gel her şey bitti demeden

bu en hüzünlü neşedir

gel leyl vaktidir

o günkü gülüşünü al yüzüne

umut edilene varmakla biten umudun

o bekleyişine -o güne

hani gümüş bulutların yeşil eridiği yerde

o gülümseyen her şeye

öylece gülümse

çünkü sana

pencerendeki kuşların ağzında tanrılar

bakıyorlar benim yerime

Osman Hasdemir Arşivi