Gölge Misâli
TEMMUZ Sayı: 31 - Nisan 2019

Bu yakada yaşamıyor artık o fakir yazar

Ayrıldı mavi göklerden son turnalarla birlikte

Tüketiyordu gönlünü kaç mevsimdir azar azar

Yol aldı sağ elinin verdiğini sol eli görmeyen son iyilerle

Allah sorar diye bir tas çorba da komşusuna götürenlerle

Hayretle karılıp dağıtıldı helvası hayırlı bir cuma günü

İşitilmiyor çarşı pazarda kaç zamandır ne yapıp ettiği

Bir hayâl gibi arşınlıyor nicedir bulvarları, gölge misâli

Elinde işler işleniyor olsa da yalan dünyaya ait

Yaşıyorum diyen yolcular görmüyor dal verip yeşerdiğini

Her gün biraz daha söndü yaşamak ateşi, çekti elini eteğini

Çürüdü dili önce, haykırılacak onca zulme sustukça

Köreldi vicdanı, pas tuttu kalbi, görmedikçe açık gözleri

Kıyıya vuran bebeği, çöpten geçinen babayı, taş kaynatan anneyi

Taşlaştı elleri, taş kalpli zalimlerin döşüne yumruğu basmadıkça

Bekleyedursun hakikî dostları

Minareden yükselecek gerçek salâyı

Ölmeden öldü kaç zaman önce

Terk-i diyar eyledi sahte dünyayı

Erol Yılmaz Arşivi