Bu yakada yaşamıyor artık o fakir yazar
Ayrıldı mavi göklerden son turnalarla birlikte
Tüketiyordu gönlünü kaç mevsimdir azar azar
Yol aldı sağ elinin verdiğini sol eli görmeyen son iyilerle
Allah sorar diye bir tas çorba da komşusuna götürenlerle
Hayretle karılıp dağıtıldı helvası hayırlı bir cuma günü
İşitilmiyor çarşı pazarda kaç zamandır ne yapıp ettiği
Bir hayâl gibi arşınlıyor nicedir bulvarları, gölge misâli
Elinde işler işleniyor olsa da yalan dünyaya ait
Yaşıyorum diyen yolcular görmüyor dal verip yeşerdiğini
Her gün biraz daha söndü yaşamak ateşi, çekti elini eteğini
Çürüdü dili önce, haykırılacak onca zulme sustukça
Köreldi vicdanı, pas tuttu kalbi, görmedikçe açık gözleri
Kıyıya vuran bebeği, çöpten geçinen babayı, taş kaynatan anneyi
Taşlaştı elleri, taş kalpli zalimlerin döşüne yumruğu basmadıkça
Bekleyedursun hakikî dostları
Minareden yükselecek gerçek salâyı
Ölmeden öldü kaç zaman önce
Terk-i diyar eyledi sahte dünyayı




