sen zavallı ruhun elçisi
uyku uyanıklık arasında
en yüksek kıvranışı çağıran
ve yakaran yakınlığa
mabetler dizildi insanlar dizildi kurbanlar
dizildi sahanlık rüzgar çayırlarında
gözeler sis aynası kuluçka hali ve imbatla
az doğuya az parlaklıkla uyku yoldaşı
eğilip sırayla yakardı
sinilerinde kum eldivenleri
soğuk mu için sıcaktan mı korunak
neden hep bir tutunmak evrimi ve saltanatı
ellerin evrimi doğuya
II.
uyuşmaktan ağrısı kesilmiş
hareketsiz dönüşebilen aydınlık
ilerleme ve birden ardına
gaflet birikimi avuçlarda
tir tir titremeden ama tir tir
uyuşması daha acıdır ağrıdan
kalp fotoğraflarda hep duruk
yüz dıvrak avuçlar arasındaki ifadesinde
çünkü sürekli göz dili
titrek ve kızarığa
şarkıları çoktan döndü
söylenip çarpan yerlerden
çepeçevre
dünya kan saçların gülüşü
büzüştü çekilip yakınlık köşesine
tepkisiz acılar ölmüşlük vehmi verildi
çıldırış başkaldırı boyun
eğmek ve el
sallamak sonsuz iletiye
yani sekerekten insan çekirdeklerinde
bütün sancılarında doğuşa yoğrulmuş
sahih ölüm verildi
sonra lime ve parçalı
düzenli büyülenişi kentler tasarladı
harflerini bir tek birinin bildiği
seziş ve ürerti
tohumları ayaklarında arılara
dansla kovuklar suyu
duman ve yakındalığa rağmen
bir işaret verildi
III.
hicri ve miladi 2068’de
hep geçtiği ekseni ayrı hizalarda
öğüt kızgınlığı kucaklanırdı
sözleşi tutkularla bölünür
kıssaları çökelerek ağartılara
ispat suçlusu
alimlerin serin sedirlerinde
hoş ve kalın seslerini
bütünledi ibibikler ve suretleri
bir renkle ya da mevsimle müşterek
yad edilen
dualar arınmalar ve leyl
IV
rahleler ters çevrilip
kurtuluş kayıkları
taze odun kokuları ağaç feyli
ölü dallarında yaşayan meyveleri
tükene doğrula tohum koşumları
işkence ya da avaz
sessiz acı
geyik sürüleri duvar halılarında
yalazlanır kendine çeker kaybedişimizi
duvarda asılı yan yatmış rahleleri
diplerde olsa hayır en yukarda
mimar sınırlarında
burdan ötesi yükselmek yok denilmiştir
yok mu yükseğin
daha koşulmaz olduğu
hayvan sevinçlerinde hep aynı sese
kurulup miğferleri top ağzına süren
geniş sevecen dürtüleri
ve yok mu avlanmak için sarkıtıldığı müzverler
içilmiş işlenmiş alkol buharında
hep birden soluma senkronu
ta nerelerden tutturduk da
vuruşunu ayaklarına yabanıl çıtırtılar
bütün bunlar yok mu
güzellenerek bir göz oldu
ve heryeri görürken
kimselerce görülmedi
en çok da ant dağlarından berice
tahminlik hisleri duyarlılığı pıhtısı
unutmanın kızıl hatırası
ya da akla öyle gelişi
belki onla birlikte gelişi
gerçi herşeyle birlikte gelişi
kimselerce görülmedi
V
üstün bir kızıllıktan
Tanrı’nın elinden dünyaya düştüm
düşünce öldüm
yeğinleyip döndürülür halde O’na
küsülen diyarlar üzerinde
öncesinde sarılı durup dişi gövdelere
öylece kat’i
-bir ara oraya götürüyorlar beni
şerefeli dağlardan çakıla karışmış parçalar
eteğine komşu dağ veya ova hükmünde
cüzzam kolaçan ederek doğruluyor
boynun
o da güzellikten güzelliğe
güzellikten bir geçit olarak
VI
çoraklıktan sular bakındı
Yafa’dan kutsanan bir el
temas edilmiş belli yüzün
yanağın yüzüne başladığı yeryüzünün
sırtları omurgası gelgitli sırtlan adımı
estetik bir hale şölenli geçişi
-vardırya karşıma dönüşünün
nerem vah eylemişse yürüdün
kendi karşın arkanda kalarak yürüdün
kaç kez tanışmıştık bir kez ayrıldık
haktır ve muhakkaktır
sen en azından bir kere
dengeli ve hızlanımlı
çığlık yerleri oldun
ben
elçinin zavallı ruhu
