bütünüyle çürüdüğünde
boşluğu
verecek şeklini toprağa
ölü bedenlerimizin
bu yüzden anaç baharlı rüzgârı hatırlarım
körpe ve esmer otları
büyüyen bileklerine buğday bilezikleriyle
o gençlik dalışları
üstünde bir kız çocuğu koşan
nedense ölmüş hatırlarım onu
ki kulunçlarını saklarım o rüzgarın
ahenksizlik yığıntısında
bugün sürekli var olmak vaktidir
yunaklar dolusu
akıp gitmenin arzusunda
birbirine geçmiş
donmuş çakılların çözülme sesinde
yunaklar ve yumuşak içkiler dolusu
süresiz dökülme çengisi
henüz doğmuş çaylar çağlayanlar
doğrulup yatağına
birlikte çektiler kendilerine uykuyu
yazın bittiği gün ilanında
özgelik setleri temizce çoğalıp
unuttuğumuz şeyleri anımsatan
-yoksa kandan bir damga
dalgaların devirdiği ve bozduğu
yelkovan kuşlarının gölgesini
dağıtıp gelerek ne arıyor
yüzünün en belirgin
ve en son hatırladığım yerinde
ve okşanmış yüzleri geçtim böylelikle
süreklilik vakitlerini
gençliği ve çürümeyi
sonsuz uykuları
bir insanı ve ayrıntılarını dünyanın
bir arada
taranmış su altından kumları
yosunluk kokularını ve zikirlerini
belleğin oralı olmayan uğultusunu
duydum giderek
ve hırıltılı soluğunu dünyanın
bir yaz sonu arkasından
kara giysiler ışık saçıyordu
baktım da yıllar sonra o
anın kör noktasında zar zor kaybolan parıltı
