yıkıldı sular
sular yakınıldı
bir uzak yankı
mahşeri ıssızlığa örtüldü
renksizlikle boyandı su
ince irkiliş
dehşetli bir yumuşaklık
çorak dalların yeğin uykusunu
rüyalarıma saçtı
orda bir yüzük çınlamasına varan
suyla bir olup saçlarını eylerdi sesin
yıkılan bir su ve sağır çağıltıya
otların mezarlığında utkularını söylerdi
akşamın tiftikli ipiyle
denize inerdi
suya dönerdi
biriktikçe mavi biriktikçe kararan
suyla dönerdi sesin
en geniş yankısını sırtlanıp dalgaların
gergin ipinden kurtarırdı kayıkları
-kara gözden kayboldu- diye bağırırdı tayfalar bu defa
demek ki ne çok özleyinceye görünür
kalabalık adalar ölü martıların başında kuzgunlar
insan kemiklerinden salları
güzel kadınların saçlarıyla tutturmuş korsanlar
sesinden uzakta değişiverdi hepsi
deniz şakayıkları bataklık gelincikleri
siğilotları gündüzcül yarasalar
şarkı söylediğin göl kenarı suları
uzunca öğrettiler orda bana
aklımda kalanından başka
sesin artık yok

