Muntazam Tapınakta Bir Secdelik Zamandan Önceki Kasvet
TEMMUZ Sayı: 26 - Kasım 2018

minareler gölgesiyle güneş saatinin

ölçüsünü alarak tüm hatlarını kaydetmiş

sonra içinin kalıbı

sürtünen her şeyle un ufuk ola ola ilerliyor

bir yükseklik kalır sonunda

herkes içerisine gözükmenin tümseğini

eşik sanmış

onu nereden

bulup gömülüyü nereye defin etmeli ki

tabii dursun

bunu düşünerek

yavaş yavaş girilir birtakım alemlere artık

mücevher karıp borulara ve tüm hatların

kanını sağıyorlar orda

bezlere koyup ilkellikle süzüyorlar

teknelerin kahvelere sürtündüğü

çentikli iskelede

bir silahla kanlı giysiler tartıyorlar

yassı ve küreye dönük işkillenmiş

kasıklarında öğütücü bir sesle

kendi uzuvlarını yer değiştirerek oynayan

çocukları kollarından kaldırıp

ağızları büyüyünce taşınmaz olan

can sıkıntısı büstünde taçlar

alınlıklar mercan sürüleri ve zehirle süslü

çiğnenişi giderek duyuyor ve bunu hiç engelleyemiyorlar

çünkü bir gölgeden zamanın

yuvarlak çentiklerini

güneşin evcilliğini ve pıhtısından bile

bir çalgı demeti pul çil dağıla dolana

bu ahir vakitleri biliyormuş gibi çaldı

ağızda lezzete dönen

kendi tadlarından yoksun mahlukat

insanın kendi ruh tadını Tanrı’nın nezdinde

bir lezzet yumağı kıvrımında yukarıladı

şimdi onu aşağılamak

yani aşağıya indirip başın bir secdeye bilerek

dışardan bakarak etrafında dolanarak kendinin

küfre basaraktan gideceğiz

eski ayak izlerimizi bir daha tutturarak

aynı huzurla huzurlu mahluka

ey bana kendimi bildiren akıl

haydi gerçeğe dön biraz dedin

sen şu göğün simsiyahımsı

çığırtkanını hurdahaş et

boğaz boğaz çoğalt

et talaşlarını kaydırmadan

merdiven boşluklarında ölenlere ver

kargalar çığlıkla çoğaladursun

böyle böyle sürtünerek

yenilenen yıpranıp ne güzel değişimi

yılan başlı kaplumbağa da görmüştük

kabuğunun içinde belki de kıvrım kıvrım yılan

masuraya sarılmış

öyle de böyle de yavaşlık feraseti

onu kartal heykellerine boyunluk

yaptı

çin seddine figür kazınsaydı eğer

mutlaka o olurdu

gelgeldik tersine eriyen zamanın

muntazam yavaşlığını kavramaya

defne dalları mıydı eğildiği yönü kısalttı

düz bir çubuk Mısır’da zamanı

gölgesiyle okuyunca

saat dediler

güneş gölgerinden

zaman yeryüzüne inince

bir kadran duvarına

zincirledi kendini

ya da şaklayan kanatları uçar görmese de ona

ölçerek saniyenin bilmem kaçta biri dendi

ne sebeptendir de bilinmese cezbelenmiş

açılmış ve körelip en yukarıya

elbisesi titreyen ve yükselen giderek

giderek büyüyen şekilsiz ışığa

ve her şeye şahit kabul edilebilirliğe

itiraz için olumsuzlamak elbet mi

belki mi bir yetersizlik seçimi

tanıktır hem yaratılışa

zamana

öyle inanılır

mutlaka ki bilinmese de

şahitlik zıttı olmayan bir sözcüğün

en fazla olumsuz bir eylemini gerçekleştirirler

-kustan-lanetlen, şahitlik-?

(bir koku sallanan hala ağaçsız

bir kütüğün üstünde bir zaman ki

semiz ağacı yoklayan rüzgar

bir hasret sırasında

yanık bir koku

yanınca da güzel kokan bir koku)

gelişen yayılan giderek

ya da bir zemini yerleştiren

getirip alınlara gümüşi yansımalar şeklinde

işte tapınakları tüm bunlar yüzünden

tahtadan yapmadılar

Osman Hasdemir Arşivi
26 Sayı: 26 - Kasım 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler