vurulup düşen atlıları hatırlıyor musun Mehmed
güneşe doğru koşarken hani
Zaragozalı iki komsomol türküsünde
sen söylerdin ben vurulurdum
ben söylerdim sen vurulurdun
vurulan yerlerimize karanfil ekerdi yar dediklerimiz
titrek bir mum alevinde
iki semender gibi isli isli yanardık
Bingöl susardı
iki müzemmil gece bizi yargılardı
kavgaya oturmazdık kirli ellerle Mehmed
hani ay vururken Çapakçur deresine
biz ellerimizi yıkardık
ellerimiz öyle sıcaktı ki
kırlangıçlar konardı
çöpçüler susardı
iki karanfil ağaç gibi
beklerdi bizi diyar bildiklerimiz
ah şimdi,
demir atlar ezdi ellerimizi Mehmed
ezdi köpek yavrusu gibi
bir hastalık kırdı geçirdi komsomolları
Zaragoza düştü Mehmed
ah ne yazık
sen sustun ben vuruldum
ben sustum sen vuruldun
vurulan yerlerimize
kibrit suyu ekti can dediklerimiz
“atlılar kayboldu güneşin battığı yerde”
haydi,
haydi birlikte söyleyelim
“komsomooollarr komsomooollarr
filizleniverdi toprak
yepyeni genç neferleriyle
safları sıkılaşarak”
ah bir daha
kişneyen atların gürültüsüne
inanarak
iki hucurat gözyaşı gibi
bir daha
köpüklü boynuna sarılıp atların
güneşe doğru koşalım Mehmed
vurulup düşmek için…

