kravat takmayı sevmem Rose
Frenk havalarını, beyaz adamları,
yaralamak istemem
boynumdan göğe akan zelal ırmakları,
kırdım dizimi,
dilimi ilikledim
sol yakama kuru bir gül taktım,
kuru bir gül
güzel bir sermayedir Rose,
işte duruyorum karşında
yel savurmadan yapraklarımı
sele kapılmadan,
bir resmimi çeker misin?
arkamda duran kumdan şehrin
bütün kütüphanelerini,
sığ bir denizin dalgaları aldı götürdü,
yoğun bir rutubet kaldı kale duvarlarında
ondandır sarmaşıklar vereme tuttu,
Bağdat mıdır yar yar diye avunduğum
Halep midir kelep midir ur bağladığım
İyidir
yüzümde açsın bu şark çıbanları,
irinin dışa akması iyidir,
Rosemary
bombalanmış bir Şam mıdır?
yüzümde ki harita,
yangın sonrası bir akşam mıdır?
bir resmimi çeker misin?
gülsem sonbahar
çocuk seslerine kapalı bir lunapark,
ağlasam zemheri
kırık aynalar dökülecek gözlerime,
gelsem ayaklarıma dolanır böğürtlen çalısı,
kalsam kurt düşecek yaralarıma,
saçlarım dökülmeden
belim bükülmeden
götürmeden beni bu gelgit,
bir resmimi çeker misin?
yağmurlar çabuk kesti Rose
çabuk sarardı ekinler,
şimdi nerden bulacağım sana
yapraklarından ıslık çaldığımız gelincik tarlası,
ilk yaz çabuk biter çabuk gelir güz
ondandır karşı karşı üzgünüz,
Diyarbakır mıdır sırtımda taşıdığım bu değirmen taşı
dönüp dönüp kendimi öğüttüm,
dilimde çingen türküsü,
cazı ve çölü sevmem
beni zenci yapmaz Rose,
buğdaya çabuk verdik suyu
budur suçumuz,
kırık bir vazoda
kuru bir gül gibi,
kuru, taştan bir adam gibi
resmimi çeker misin?
bu bir vesikadır Rose
okuduğun kitapların arasında saklarsın,
yoksa nasıl kitap kokacak
taşralı bir erkek hüznü,
nasıl kuruyacak bir babanın gözleri
gül kurusu,
kuru bir gül,
güzel bir sermayedir,
Rosemary
İstanbul mudur gözlerinde ki kahverengi pınar
denizlerden derin babana ırak,
bırak aksın ekine su
çekilmesin yüzündeki iki kuyu,
mabedin merdivenlerini ağır ağır çık,
süpürme ayak izlerini
gülümse,
belki,
mütebbessim bir Kudüs açar
baban denen Ortadoğu’da



