Sorulduğunda;
Sana, bana, vatana dair ve cümle eşyaya
Demirlersin dilini bir dilsizin dergâhına
Kapılanırsın o kapıya ve kaybolursun
Yittikçe bulursun yitirdiklerini, sabırla
Bir gün terk ettiğinde göğümüzü kuşlar da
Gecemizi birer birer terk eden yıldızlar gibi
Anlarız anlamakta epeyce geç kaldığımızı
Vurularak yercil ışıkların hunhar taarruzuyla
Açıp kapatıyorum ardışık günlerimizi
Gittiği gibi geliyor, üstü başı hüzün çamuru
Dur diyor umutsuzluğa, sakin ve mütevekkil
İnsanlık bir nurlu elin dokunmasını bekliyor gibi
Bir dehlizin diplerinden geçiyoruz birlikte
Sesimizin yankısı yok, kulaklarımız yalan çöplüğü
Avuçlarımız kan deryası, boynumuzda ağır bir vebâl
Yıllarca sükût etsek de zordur arındırmak gönlümüzü

