Benim de bir makaslık yerim olsa şu saltanat düzeninde
Uzun ve geniş ve kan kırmızı kordelalar önünde
Ben de boy verebilsem o plastik hat içinde flaşlar üzerimde
Ve iki yüzümde tek protokol gülümsemem olduğu hâlde
Bir bilinse, ah, bir bilseniz ne mahirim boyun bükmede
Kapı önü beklemede, el etek öpmede, temennâ etmede
Bir tüccarım ki, bu türden makbul ürünleri pazarlamada
Almış yürümüştür nâmım mahallede bezirgânlar şahı diye
Gel dense koşa koşa gelir, yıkıl emriyle suspus çekilirim
Hem nasıl uysalım, ne denirse densin hem nasıl biat ederim
Süt dökmüş minnoşlar, tekirler, sarmanlar şapka çıkarır hâlime
Bir şamar aşk etse haşmetlim, tereddütsüz öte yanağımı dönerim
Ah! Benim de bir makaslık yerim olsa şu ağam-paşam düzeninde
Ben de durabilsem tek ayaküstü bile olsa kordela hattı üzerinde
Çok şık durur üzerimde lacivert ve siyah elbiseler elbet benim de
Girerim kravatlar, tayyörler ordusuna en düşük rütbeyle olsa bile
