ey, sessizliğiyle dolduran dünyayı
birer cümle midir bazı işaretlerin
nasıl okuyayım o imayı
uzaktan göz kırpan yıldızlar da senin örneğin
belirsiz bir yüzü andıran
beyaz kürede
çakan şimşekler de
ayaklarında sislenmiş dizeler taşıyan
ulak güvercinler konsun diye
kalbimi sıcak
ışıklı bir dal gibi hazırladım
bazı incinmişlikler ayrıcalıktır
bilirim, ziyanı yok
taşındığım tüm evleri dolaşan
nadide bir eşyadır
ezeli hoşnutsuzluğum
sırtımda bir çarmıh gibi taşıdım
yararlı bir yara saydım onu da
ruhun iç rengi kırmızıdır
deyip avundum durdum
bir sayaca dönüşüyor kalbim
bazı şeyleri beklerken
dediğim çağlar geride kaldı lakin
uzun susmaları bir ima sayıyorum hâlâ
bir yığın ses içinde
doğru tonu araması bir tenorun
nasıl olursa öyle
ya da tecritten kurtulma ümidi
bir ömür boyu mahkûmunun
ey, sessizliğiyle dolduran dünyayı
ey, Tanrım
birer cümle midir bazı işaretlerin
nasıl okuyayım o imayı

