Ebu Süreyya Gibi: Ayakta ve Dimdik
TEMMUZ Sayı: 18 - Ocak 2018

Filistin ve Kudüs ve etrafı mübarek kılınan Mescid-i Aksa; o mukaddes, tertemiz belde. Gövdesine vurulan her bir balta darbesinde, şehit şehit suladığı köklerini, pak toprakların derinlerinde kavileştiren, dalları arşı inleten görkemli ağaç. Doğan güneş yumruklarının gölgesini uzatır, korku salar utanmaza ve batan titretir parça parça olan kalbini düşmanın. Güneş sana doğar ve senle batar Filistin.

Analarından erişte, bulgur değil, şehit olacak evlatlar istenen yürekli şehir Kudüs ve Gazze ve Ramallah ve… Ve Filistin, sokakları mevzi kılan, saatlerini Allah’a adayan, bitmez tükenmez direnişin sabit kalesi. Bir şanlı, aşılmaz burç; düşmez, yıkılmaz bir sancak.

Öyle mübarek, samimi, yiğit ve öyle haklısın ki dünyayı yerinden oynatıyor adımların. Fitilini ateşleyip göğe bıraktığın her bir besmele, hedefini tam on ikiden vuruyor, haberler aksini söylese de. Yaban eller kalkıyor ve iniyor, çekimser kalanlar, reddedenler… Evet diyor birileri ve birileri de hayır. Bir şey değişmiyor Filistin. Tarihî ve bir o kadar da kıymetsiz kararlar alınıyor meclislerde, çocuklar ölürken avlusunda mübarek mescidin. Sen dimdik ve heybetli durmaya devam ediyorsun Kudüs, yorulmadan, belin bükülmeden, başın hep ağır, yüzün hep akça, yürüyorsun sen.

Öğretiyorsun, ezberletiyorsun direnişi satır satır, mücadelenin okulunda muallimlik yıllardır sende. Hiç yanıltmıyor, hiç yüzümüzü düşürmüyorsun. Mahcup oluyoruz asaletin karşısında. Hicap ediyoruz ölürken bile ölenlere yardım edince sen. Cennete yol etmişken tüm arzını sen, milyonlarca şehit cennete yürüyor diyorsun Hama, Humus, İdlip semalarından. Görüyor ve konuşuyorsun Kudüs, sesimizi kısarcasına.

Vurduğun her bir sille öyle azametli ki, binlerce kilometre öteden yankı buluyor, öyle vuruyorsun ki milyonlar silkeleniyor. Öyle bağırıyorsun ki dünya ellerini kulaklarına götürüyor insanlar, öyle dökülüyor kanın, öyle ölüyorsun ki, kapatıyor gözlerini dünya. Dünya, sen ne kadar temizsen o kadar kirli Filistin. Kudüs ne kadar mübarekse o kadar lain bu dünya. O kadar hain, o kadar sevimsiz, katil.

Oysa sen gözlerindeki ışığı sunmuştun dünyaya, o sımsıcak kalbini vermiştin. Fakat sana düşen dipdiri bir felaket oldu. Hayır, sen ihanet etmedin omuzun dik Filistin, yetim, çıplak ve yalınayak ancak dik. Avuç avuç taşıdın dökülen kanını ancak çiğnetmedin imanını ve dahi toprağında biten yeşil otları.

İzzetin ve şerefin sönmeyen meşalesi, güneyin sesi gür ve haşmetli cengaveri Filistin. Bütün olumlu sıfatlar İslam’ın ilk kıblesinin. Kalpleri titreten öyküler, yüreklere hitap eden şiirler senin için.

Filistin, bir Şeyh Şamil yaşar topraklarında, bir Ömer Muhtar direnir mevzilerinde, Ebu Süreyya’lar sarsar düşmanın rüyalarını, kâbus olur onlara Cüneyt bir Fevzi! Attığın taş Cafer-i Tayyar olur, işgali şakağından vurur. Bedir olur sokakların sonra, tutuşturulan yangında kızıl goncalar filiz verir belki, anlamazlar, bilemezler lanetli olanlar. Akif yazar destanını, türküler, marşlar yakılır yeri ve göğü sarsan, semayı başımıza yıkan haykırışına. Namusun Meryem’e benzer Filistin, İsmail’in teslimiyeti, Eyüp’ün sabrı sende. Nureddin Zengi’nin kılıcı, Süleyman’ın mabedi, Davud’un mührü sensin.

Gökhan Ergöçün Arşivi
18 Sayı: 18 - Ocak 2018 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler