Şair Direnişi: Cahit Zarifoğlu Örneği
TEMMUZ Sayı: 18 - Ocak 2018

"O sabah ezan sesi gelmedi camimizden

Korktum bütün insanlar adına, bütün insanlık adına"

C. Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu Türk edebiyatına görkemli şiirler kazandırmış önemli bir şairdir. Onun ilk şiirlerinin yer aldığı İşaret Çocukları ile Yedi Güzel Adam anlam bakımından daha kapalı şiirlerinden oluşur. Menziller ile şiiri İslami davaya yaklaştırır ve son şiir kitabı olan Korku ve Yakarış'ta şiirini İslami davanın bir aracı olarak görür. Bu kitabındaki şiirleri daha çok İslami duyarlılığın şairi olarak ve bu bilinç doğrultusunda kaleme alır ancak şiirini ideolojiye kurban vermez ya da yaşananları salt bir gerçeklikle şiirine yansıtmaz. Müslümanların yaşadıklarını bir müslüman olarak hisseder. Bir röportajında şöyle söylemiştir; "Sanatkarın çağının insanı olması ile sanatı birtakım ideolojilere alet etmeyi birbirine karıştırmamalı. Afganistan şiirleri yazdım. Hama diye bir şiir yazdım. Bunları ben yazmayacaktım da kim yazacaktı. Bazılarının zannettiği gibi bunlar sırf bildiri sunmak için yazılmadı. Bu olay benim şair kimliğimde şiire dönüştü."

Korku ve Yakarış'ta yer alan şiirler Afganistan ve Filistin'de yaşananlara bir ayna tutmakta ve bunu da yine İslami bir bakışla sunmaktadır. Zarifoğlu, Müslümanların yaşadığı bu dramı tüm dünya gibi görmüştür. Elinden fiili bir şey gelmese de, bu yaşananları durdurma gücü olmasa da şiirleriyle tavrını belirtmiş, yaşananları, acı çeken Müslümanların sesini şiirle duyurmaya, dikkat çekmeye çalışmıştır. Her Müslüman’ın derdini dert bilmiştir. Bu bağlamda "Başım Eğik Dilim Kapalı Gözler Kançanağı Anlamında" şiiri dikkat çekicidir.

Çünkü dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını

hatırlamadan uyanmıştır

Dizeleri derin bir eleştiri içerir çünkü Müslümanlar yaşananlara karşı sessiz ve duyarsız kalmaktadırlar. Cahit Zarifoğlu için büyük bir huzursuzluk sebebidir bu. Şiirin devamında bu sessizliğe karşı nefreti daha da artmaktadır.

Bunların üzerine ezan

Ucu sancılar vuran

Bir kırbaç olmalıydı

Her duyan

Bağrını açmalıydı akan kanı da sevdayı da

yorumlamaya almalıydı

Şair olması gerekeni, görmek istediği duyarlılığı ifade etmiş ve kendi yolunu yine bu şiirde belirtmiştir. Her Müslüman’ın derdini dert bilecek, çoğu Müslüman’ın vazgeçtiği hayallerden vazgeçmeyecektir.

Hayır dokuzyüz

Milyon müslüman

Tarihin hülyalarından vazgeçmiş olabilir AMA

BEN

Elim dizlerime Vur Kalk

Müslümanlar uyanın Eller Dizlere Vur Kalk

Yumruklar dizlere vur vur

AMA BEN Ama ben Ama ben Ama ben

Şair çoğu şiirinde Müslümanlara seslenmiştir. Bazen yaşananları göstermiş, hissettirmiş, insanları duyarlı olmaya, bilinçli olmaya davet etmiş; bazen de yapılması gerekenleri dile getirmiştir.

De hazırlanalım kahramanlık gün doğmadan kalkmakta

Bu çocuklarla yolumuz ilelebet Allahla yürekleri

"Gül Suyu" adlı şiirde geçen bu beyit yapılması gereken ilk şeyin inançla başlamak, inancını yitirmemek olduğunu ifade eder. İnancını yitirmemek ve Müslümanların yaşadıklarını görmek, hissetmek. Cahit Zarifoğlu, yaşananları göstermek için şiirde canlı tasvirlere de yer vermiştir. "Sevinç Çağına Doğru" bu tasvirlerin yer aldığı şiirlerden biridir. Şiirde, o uzak şehirlerde yaşananlar, yıkılan camiler, insanların toz toprak içinde kalması savaşın boyutunu göstermektedir.

Ve evet kalkılıp bakıldığı zaman

Camilerin yıkık bir merdiven gibi ayaklara takıldığı

O uzak kardeşlerin toztoprak yıkık ve sarhoş

Şiirlerinin genelinde Zarifoğlu'nun vermek istediği mesaj çoğu zaman aynıdır; bir olmak, zulüm karşısında 'biz' diyebilmek. Önemli olan coğrafya gözetmeksizin dini bir bütünlük içinde 'biz' olabilme bilincini yaşayabilmektedir. Şair bunun çabasındadır. Bunu açıkça dile getirdiği şiir ise "Afganistan Çağıltısı" adlı şiiridir. Şiirde geçen şu mısralar din kardeşliğinin önemine işarettir.

Elimde cahiliye dönemi sonrası bir pala

(Kavmiyetçilik etme dedik ucu kırılır)

Cahit Zarifoğlu bir olmayı, birlikte hareket etmeyi önerdikten sonra yapılacak bir diğer hareketin de büyük-küçük demeden, nasıl olursa olsun zulme karşı çıkmak, zulmün karşısında durmak olduğunu ifade eder. Baştan sona Filistin'de yaşananlara dikkat çeken "Daralan Vakitler" şiiri bu hareketin çok güzel örneğini verir.

Farzet körsün olabilir

Elele tut

Taş al ve at

Kafiri bulur

"? Soru İşaretlerinden Biri" şiiri Cahit Zarifoğlu'nun Filistin konusunda en meşhur şiirlerinden biridir. Bu şiir son yüzyılda yaşanan tüm gerçeği içinde barından dizelere sahiptir. Müslümanların yapmaları gerekenleri ile yapamama sebepleri birbirini ardınca gelen dizelerde verilmiştir.

Başım eğmiş zalimleri dinlersin

Dersin "lokmam ellerinde"

Açıktan açığa tespit etmiştir sessiz kalanların sessizlik sebeplerini. Bu dizenin hemen sonrasında Filistin'de veya bir başka Müslüman beldesinde yaşanan zulümlerin her Müslüman’ı ilgilendirmesi gerektiğini ifade eden o meşhur dizeler gelir.

Filistin bir sınav kağıdı

Her mü'min kulun önünde

Cahit Zarifoğlu bir şair duyarlılığıyla çağına tanık olur. Bu tanıklığı da şiirine çok iyi yansıtır. Aynı hassasiyeti diğer şairlerden de bekler. Gözler önünde bir savaş, bir zulüm varsa bunu duyurmak, mazlumların sesi olmak şairlere düşer düşüncesi söz konusudur. Şairin ağır da olsa sorumlulukları ve belli görevleri vardır. Bu görüşünü bir yazısında; "Haydi ey şair, sen de uyan ve şimşek gibi çakan şiirinle insanları uyandır, ölen duyguları canlandır, unutulan görevleri hatırlat. Bununla da kalma, uyuşup kaldığın izbeden ayrıl, insanların arasına karış ve onların öbek öbek toplandıkları ağaç diplerini, tarlaları, çölleri, yemek meclislerini, sohbet halkalarını şereflendir, insan zihinlerinden, kalplerinin sokaklarından, bazen bir atlı, bazen hülyalı bir aşık, bazen bir meczup, bazen bir dert kirpisi, bazen bir düş, bazen bir vaha, bazen bir yıldırım, bazen bir yumruk gibi geç; fakat hepsinde uyarı ol." diyerek açıkça ifade eder. Uyarı olmayan, çağına tanıklık etmeyen, mazlumların sesi olmayan şairleri de "Daralan Vakitler" şiirinde sert bir şekilde eleştirir.

Sen filistin hokkaları doldur kanla

Şairler eğer ahın varken

Uzanırlarsa tomurcuklara güllere

Herbiri kanlı bir ateş gibi korku

Bir azar bir şamar olsun

Şiirin bu dizeleri zulme sessiz kalan şairlere bir beddua niteliği taşımaktadır. Zarifoğlu ortada bu kadar zulüm varken, onca masum insanın kanı dökülürken sessiz kalıp gülden, aşktan söz eden şairlere o bahsettikleri güllerin kanlı bir ateş gibi yüzlerine çarpmasını ister.

İnancını şiiriyle birleştirmeyi büyük bir ustalıkla başarmış olan Zarifoğlu aynı zamanda şiirlerinde Kudüs gerçeğine hassasiyetle yer vermiştir. Onun şiirlerinde Filistin ve diğer İslam coğrafyalarında yaşananlar somutlaşmış, o zamanlardan günümüze neyin değişip neyin değişmediği gözler önüne serilmiştir. Korku ve Yakarış'ta yer alan şiirler bu bağlamda çok önemlidir çünkü şair hem yaşanan zulmün karşısında bir şiirle bile olsa durduğunu göstermiş, hem Müslümanların bir olma bilincine sahip olması gerektiğine dikkat çekmiş, hem de yapılan ne olursa olsun zulmün karşısında olmayı öğütlemiştir. Bunu yaparken de şiirinin estetiğini daima korumuştur.

Mustafa Bostan Arşivi