gözlerimden ateşler savrulur
alnımın kıvrımlarından kara bulutlar
yırtılır sesimin çığlığına gece
saçlarımdan ağan kan ve irin
döşekler birer çıfıt tuzağı
derin soluyuşlar
patlayan yumruklar
kirli suratında bulvarların
saatler hangi vakte ayarlı
kimin için yanıp söner
uzakta yıldızlar
ve içimdeki atların
bu denli şahlanışı niye
işte göveren ucunda dağın
dimdik duruyorum ayakta
terk etmiyorum asla kenti
çıkınımda sarılı kılıç
emanet hamalıyım
