Kırık Pencere
TEMMUZ Sayı: 18 - Ocak 2018

Annesi öldüğünde babam merhametini duvara çivilemiş

O gündür acılar yapraktan kayıklarla geçer önümüzden

Ama bir mümin ölse yıkılır rüyalarımızda koskoca duvarlar

İçimiz her sabah aynı acıyla kalkar mermer döşeklerden.

O yüzdendir ki Kudüs yetim bir çocuğun saçlarıdır bize

Hangi teline elimiz değse oturur yanı başımıza melekler

Safları sımsıkı olmuş yeşil rüzgârlar eser altın sarısı yüzüne

Gözyaşından tohumlar serpmiş omuzlarına son peygamber.

Kudüs! Ortadoğu’nun kırık penceresi, ümmetin hal aynası

İbrahim’e gül bahçesi olan ateş Musa’ya yol olan deniz

Tutuşur tırnaklarımız kazıdıkça örten karanlığın astarını

Göğsümüzdeki mağaraları yıkan nur aydınlık habercimiz.

Kımıldayan kuru toprak ölü ayaklarımıza tufanı emrediyor

Cetvelle çizilen haritaların göğsüne eklenen kader değişecek

Atlarımız koşturdukça Firavun saraylarının sıvası dökülüyor

Seni düştüğün yerden kaldırmazsak Mescid-i Haram düşecek.

Necati Atilla Soykan Arşivi