Sonbahar gözkapaklarını indirirken şehre
Kış örgü gibi sarmalamaya başlamıştı meskenleri
Yoksulun sîreti reşî û weran
Forbes’in zenginler listesinde
Elif’in havası ise tarumar
Camide bombanın izleri seccade de: 305
Kafka’nın ıstırabı uğramadı zenginlerimize her nedense
Hz.Ebubekir’in cömertliği ise geçmedi köprülerinde
Tuvalde asılı duran Gregor Samsa’ya
Yağız atıyla okunu fırlatan Kızılderiliydi
Sonra
Balıklar telaşlı telaşlı derenin kayalıklarına
Kızlar çalıların arasına kaçışırken
Kuşlar çoktan uçmuştu bile
Okun hışmıyla
Meğerse yaşamak umrundaymış İsmet Özel’in
Büyük Saatlerin sesini tıkır tıkır duyan Turgut Uyar
Ayağa kalktı
Ardından Doğu’nun yedinci oğlu
Dirilişi üfledi sura
Sonra toprağa
Kasımpatıya
Gül dedi
Gül gibi yalnız adam
Yoksula da Elif’e de diriliş saatini hatırlattı
Büyük saat ve diriliş saati yan yana olur mu?
Behey adam
Lambayı kapattı
Yorganını üzerine çekti
Titremedi bu sefer
Daldı
Rüyasında toprağa düşen gülü kokladı
Kokusunu sedyeyle taşıdı ahaliye
HÜRrûy(m)et yoksulun suretinde
Elif’in ise boy(n)unda
Ve
Şehrin uzak yerinden gelen adam
Koştu
Koştu
Göğsündeki dövmeyi yoksula ve Elif’e işaret parmağıyla gösterdi
“beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz.”
