Dünyanın bütün hüznüyle acısıyla yoğrulmuş yeryüzünün ağırlığı kadar iniyor kalbimize Kudüs. Kanıyor yüreğimiz bir gözyaşı mahmurluğunda, kor ateşte pişirilmiş kelimeler geçiyor boğazımızdan. Şehirlerin kırgın ikindilerinde ağlayan bebeklerin seslerinde acının tonları geçiyor beynimizin hurafelerle kaplanmış dehlizlerinden. Göğsümüzde çağın sahte tanrıları batının sanal dünyasından nankör tapınaklarınız geçiyor medeniyetinizin sahteliğinden. Kalbimize indirilip yeryüzüne şekil veren Kudüs! Bulutlar arşınladın peygamberlerin nefesinden, secdeye durdu yanan yürekler, taşıdın hüznünü ruhumuzun can çekişen mevsimine. Kalbimizin huşu ile yoğrulan ahenginden taş alıp kan emici zihniyetine taş atan çocuk, her taş atmanda tarih yeniden yazıldı, yeniden doğuyor insanlık masum yüzünde. Ruhumuzun anne taraflarını alıp zulme direnen kadınlar, bir Meryem tavrında yeniden doğuyor her çocuk ve İsa Ruhuyla ilerliyor zulme karşı ben batanları sevmem diyen İbrahim tavrıyla. Biliyorum insanlığın tarihinin üstünde birikmiş acıları ve hüzünleri Karia yıldızı gibi yarıp delip geçecek karanlığı. Ve yeniden yeniden analar Kudüs doğuracak ve Davutlar demir medeniyetinizi batıracak kalbinize. Onlar ateşten yapılmış fosforlu bombalarıyla gelseler dahi, medeniyetin devasa silahlarını kuşansalar sanal tanrılarını arkalarına alsalar dahi, Yusuf’un kokusu yerle bir edecek aniden yok olan kavimlerin helak olduğu gibi kokuşmuş medeniyetinizi. Bir Musa tavrıyla devasa Firavunların önünde diz çökmeyen ve vakur ve onurlu ve bir o kadarda gururla zulmün gözlerindeki cehennemi gören muztaz’aflar, kan emici zihniyetin korkusu oldunuz.
Çağa tanıklığımızdır zalimlerin zulümleri, çünkü vaat edilmiş cehennem deresi yakındır onlara gündoğumunda. Çünkü devasa teknolojik tahtlarının bir Süleyman tavrıyla yıkılması yakındır. İnsanlığın kalbine bıçak gibi saplanmış emperyalizmin yavrularının kahreden karanlığa yuvarlanması yakındır. Kalbimiz aşiyanda kalmış bir kuş yarası gibi, kanadı kırık bir kuş gibi kalbimiz mahzun kederli. Bir Kudüs ağrısı var kalbimizde bütün şehirlerin kalbimizdeki ağrısı gibi. Bir Kudüs hüznü var ruhumun en ince saatlerinde ve insanlığın tarihi var suskunluğun çığlık çığlığa kaldı tarumar edilmeye çalışılan yüreklerde. Biliyorum bir bumerang gibi vuracak sizi köleleştirdiğiniz yeryüzünün zayıf bırakılmış halkları, vuracak biliyorum hayatın kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş sanal tanrılarınızla süslediğiniz emperyalizminizi. Bir Kudüs kalbi atacak yeryüzünde. Hümanist çılgın putlarınız bir İbrahim tavrı ile yerle bir olacak, mazlumun arşı delen feryadı ile tahtınız yerle yeksan olacak.
yeryüzünün zulmedilen mazlum halkları
elbet beklemekteyiz
o günü
o saati
ecel rüzgarları ansızın zalimleri
dizlerinin üzerine çökerttiği zaman
sükutun gözlerindeki kıvılcım
ebabil kuşları gibi geldiği zaman
silahların gölgesinden yapılmış tanrılar
musanın asası ile kahredildiği zaman
İşte o zaman yeryüzü bir Kudüs tavrı olacak ecel rüzgarları zalimlerin üzerinden eksik olmayacak, Ebabil kuşları olan her çocuk silahların gölgesini dahi tarumar edecek. Kalpte kurulan şehir Kudüs ne tarihlerin saklı yüreğimizde, peygamberler sözün demirden ağır olduğu Hakkı müjdeledi, ruhumuzdan kalbimize sükûtun renginde ne çok kelimeler cümleler indi. Bir Kudüs gönlü var yüreğimizde, yeryüzünün mazlum halkları adına dudaklarımızda yetimlerin sesi var, ezilmişlerin nefesi. Bir Kudüs gönlü var kalbimizde zulme zalime taş atan çocuk, tek kalana kadar. Bir Kudüs gönlü var bende, işaret parmakları her mazlumun karşı koyarken tanklara, lanetlenmiş zihniyetin modern temayülünü bumerang gibi vuracak.
ey lanetlenmiş zihniyetin modern temayülü
Mazlumların üzerinde kurduğun kan ve gözyaşından
ah ederek rablerine yalvaran bitap yüreklerin feryadı
tek başına kalsa da taş atan çocuk
gök deniz ve toprak şahit olacak
soğuk merhametsiz ve kanser gibi yayılan zulmün
zamanda kara lekeler olarak
vaat edilmiş vakte kadar
bumerang gibi seni vuracak
