sensizliği üçe katlayan sabırdır yüreğimin sargıları
asma çardağının altında ağır geçiyor mevsim
bu şiirden kötüsün paslı rengiyle ıslatırken bizi yağmur
diş ağrımızın ıslık çalan dokunulmazlığı kadar
gece gezmelerinde alışılan ürkek fısıltıyla
gül kurusu üzüntü ve eksik bir korku gibi
aynı ağıdın âhlarıdır sevdanın ateşi bahar bahçemizde
yorgun şahdamarımda üç bilinmeyenli kanamalar
ölmeyenler anlatsın acıyı çekenlerin yerine
beni ince bir sesle kıran aynı yeşilin tonlarıdır
dilim kılıç kuşansın yontulmadan önce
sözün bittiği yerdeki noktayı gözünden vuracağım
ezilen karıncanın çıkardığı ölüm gürültüsü çıldırtacak beni
yasaklarla kuşatılan çocukluğuma geri döneceğim
hüzün içimizde sığınacak yer ararken susuz ve çiçeksiz
toprak kan kokacak parantez içinde
seferi olanlar da gül sevgisiyle ölecek
sus ey karanlık bekleyenler eksiğini tamamlasın
içimizde yandıkça eriyen mum ışığında
bırak da havayı ağırlaştırsın masumiyetimiz
aydınlansın iğne oyalı akşamlar
gül kurusu üzüntüler eksik bir korku gibi
paslı rengiyle çocukluğumuzda kalsın
