Suçum uçan özgür kuşlara özenmekti
Siyahtan başka renk görmediyse de gözlerim
Gökkuşağında tüm renkleri kardeş bilmekti.
Gözyaşı deryasında esir bir tohumdan
Gül bahçesi yeşertmekti suçum.
Suçum idamlıktı benim
Bir sevdaya tutuldum yasaklı bir şehirde
Bir bedeni hapseder gibi düşleri de tutsak
Yıldızları sayamadan gecenin zifiri tahakkümünde
Sabah güneşe selam durmaktı suçum.
Suçum şarkı söylemekti yasaklı harflerin
Ürkek ürkek büyüttüğü kelimelerle.
Haritalara kazınan siyah çizgilerin ayırdığı
Düşleri ortak şehirlerin paralanmış hayallerini
Küçük çocuklara şiir yapmaktı suçum.
Bir tutsak mabedin asırlık çığlığını
Dünyaya bir seher vakti gözlerini açan meleklerin
Kulağına sabah ezanı gibi okumaktı suçum.
Belki de tüm mevsimleri yaşamaktı bir kutsal aşkla
Zemheride yanmak Ağustos’ta donmaktı sevdayla.
Kıyıdan denize bakarken dalgaları kıskanmaktı.
Sucum dev aynasına tutulan bedenimin
Rüyalarında bir Nemrut’u çektiği girdap
Ruhuna tattırdığı keskin azap
İbrahim’i çağırdığı hayata adanmaktı.
Vicdanını kemirdim yıllarca dünyanın
Bir mahşer ağıt biriktirdim sahilden denize
Üzerimde biten en tarifsiz cürümleri
Harflerin isyanıyla yazdı mahcup kelimeler
Bin bir türlü maskeyle tanıştırdım sizi.
Suçumu infaz etsin umuda kafes yapanlar
Dikenli tellerle durdurulunca Akdeniz’in dalgaları
Belki o zaman susar Gazzeli çocuklar.
