ölmediysen nereden bileceksin hayatın ne olduğunu
tersinden okuduğum bildiğim bu yaşamak
öğretmedi kaç hakkı var yenilmenin
bir yün eğicisinin elinden çıkmış
iplikle bağlıyım kendime
üflemek kolaydı kulakları tıkayan ellerin üzerine..
mihengi oynamış bir sevmek benimki
tutmak
bırakmak
bekli hiçbiri
savrulduk toparlanamadık işte
yetmedi biz olmaya derdimiz
rahat ol
aynalar göstermez kalbini..
çok eskimemiş bir eskiye
verip sırt
biraz da gayretle
bir antikacıya satalım anıları..
annem fısıldar
“kalk ayağa”
babam der
“otur oturduğun yerde”
yer bilmediğim bir yerde
serilir benden önce gitmek
itip kenarından ucundan
uzanırım yanına…
bağrıma bastığım bu annelik
kovar bir gün kollarından bilirim beni ..
hadi kalk tası tarağı toplama vaktine gidelim
eskiyelim hep eski kalalım
boğalım dönmeyecek olan o gemiyi bir kaşık suda..
ama anla beni
bir evin perdesiz boş camı gibiyim
gençte değilim üstelik
titriyor ellerim
bir de utanınca sesim..
sen sadece iliş şurama…
