Yeni Bir Gün
TEMMUZ Sayı: 1 Ağustos 2016

Şafak söker her gecenin ardından ve kuşların sesine karışan ezan sesleriyle uyanır tabiat yeni bir güne. Her yeni gün; tüm duyguları içinde barındıran bir zenginlik ile emanet edilir insana. Yeni bir gün… İnançla ve iradeyle karşılanması beklenen bir esenlik çağrısı, bir şükür bildirisi…

Her nefeste umudu çoğalır insanın. Çünkü her durumdan kurtarmaya gücü yeter insanı Yaratan’ın. Yaşamak; diri bir ölüm hatırlatıcısı gibi duruyorsa zihinde ve kaybolmadan zilletin küflü zindanlarında mücadele ediyorsa insan; insan olmak için; yeni bir gün, şükrü çoğaltan bir yazgı oluverir günü aydınlık kılan.

Baharı bahar, kışı kış olduğu için sevmek… Kışın içinde yaz, yazın içinde kış aramadan sevmek mevsimleri ve baharın renklerinde sarhoş olmadan yaşamak baharı… Tertemiz sevmek hayatı… Alçalmadan, kaybolmadan ve bozulmadan diri kalmak doğal olanın içinde… Doğallığın içinde bilinçli, devrimci ve cesur bir özne olmak… Ve anlamaktan öte bir aşmak taşıyan içinde, devrimler ekmek yeryüzüne… Zaten olanı açığa çıkaran bir yenilikle karşı koymak köhneliğe…

Yeni günün ne getireceğini bilmemenin masumluğu ve ne yapacağını bilmenin güveni… Sorumluluk zırhını giydiği vakit insan; pes etmez aşamasa da engelleri. Derdi olan insana dert, dermansız gelmez ki. İmanla çıkılan yolda, kurda kuşa yem olunmaz ki. Unutmaz ki insan, nereden geldiğini ve nereye gideceğini; semalarına her zaman aynı hayretle bakabiliyorsa yeryüzünün. Dualarına adı karışıyorsa mazlumların ve aklının bir köşesinde hep bir hüzün anıtı gibi duruyorsa zulüm; tevhid için, adalet için, hürriyet için yürümeden edemez ki insan. Yorulmak nedir bilmez o zaman.

Yeni bir gün, yeni bir cenk insanın kendisiyle… Yeni bir gün, yeni bir ateş düştüğü yeri yakan… Yeni bir gün; yeni bir başlangıç, yeni bir yol, yeni bir umut, yeni bir son… Bilinmeyen vakte kadar verilen bir süre, belki bir gün, belki on.

Bir Temmuz günüydü… Geçmiştik ayın on dördünü. Yeni bir günün gecesiydi. Kalleşliğin ve yiğitliğin meydanlarda cenk etmesiydi. Gün yüzüne çıktı o gün hainler. Ümmetin umuduna alçak bir darbe indirmek istediler. Yıkılır sandılar ümmet, topla ve tankla. Hesap edemedi gafiller Allah’ın yardımını. Ve bilemediler O’nun hesabını. Yiğitler saf saf dizildi karşısında düşmanın. Ve direndi halk; zor kazandıkları için; hürriyet için, yaşamak için, ümmet için… Hainler durmadı, ezdi kendi evlatlarını. Üç kuruşluk kazanç için sattı topraklarını. Gövdesini siper etti kurşunlara korkusuz yiğitler. Direnişi güçlü kıldı zalime karşı Yaratan. Hakkın karşısında yok olmaya mahkumdur hep batıl olan. Zillet içinde yüzleri, çıktı düşman tanklardan. Zalime gün doğmadı, korktu hainler, imanla hürriyetini sahiplenen halktan. O gün hak ve batıl mücadelesiydi yaşanan. Çok şükür şaşmadı ölçü, kazandı Allah’a dayanan. Şehitlerin kanlarıyla aydınlandı meydanlar ve umut filizlendi yeniden ümmet için. Yeni bir gün, bir temmuz günü, zafer günü oldu ümmet için.

Yeni bir gün, o temmuz günü gibi gelsin. Her yeni gün; direnişin, umudun, kardeşliğin kazandığı gün olsun. Yeni bir günün adı “Temmuz” olsun.

Hale Beyza Arşivi