kaftanlı türkülerin notasız dudaklarıyla
öpülür bir kadının kınalanmış saçları
köpük köpük evlere asılan umutları
közlenir ağıtları ve saklanan gözyaşı
dağların eşiğinde tarih sayfasının dışında
kıraç toprakların ekin kökleri
tenime biriken güneş yanığı
bir çileye açılan gedik, moraran gece
aşkın tunçla bilenmiş tanığı
tiftiklenen kilim, örselenen hayatın içinde
tevazu gibi serilirdi ayaklarıma
onunla diz çöküp beklerdim uzamış hasreti
mektep sıralarında sürgün heyecanlarım
büyüyen dileklerim sanrılarım ve endişelerim
aymazlığın eşiğinde uzanır alıçların gölgesine
çocukluğumun ardına düşen umudun resmi
ekmek kırıntısı bir eyyüb sabrı
dökülür başakların sesli mısrasına
