Bir İftitah Tekbiri Gibi
TEMMUZ Sayı: 1 Ağustos 2016

Bakışlarının çitinden vuruşkan bir küheylanla geçeceğim.

Köklerine su yürüyünce bire bin veren başaklar gibi

Mübarek ve müsellah çocuklar birikecek terkimde.

Toprağa hiç değmeyen kaftanlı sözler

Yanaşmalara ısmarlanmış iki büklüm kasideler

Nicedir başını döndürüyor, evini zehirliyor senin.

Duha suresinden, uyumayan güvercinden, seherden

Okçular tepesinden, eliflerden, ayın onbeşinden

Bir müfrezeyle gireceğim o kirli, o kibirli köşküne.

Tuz ırmağına dönüp kavursa da tüm kesiklerimi

Zülfikâr’ın çeliğine merhem olsun diye yaratılan terim.

Ey her sözüme mim koyan, kaş çatan, adam tutan fettan

Aylak ve kelepir ordularını boşuna sürme üstüme.

Sarayının gündelik öğünlerinden olan fesat

Bükemez, huşu gazasında ve dert dersinde dökülen

Tertemiz yaşlarla abdest almış bileğimi.

İşte senin haşhaş yutmuş neferlerin yılışık nedimelerin

İşte ardımda benim çakmak çakmak şavkıyan gürzler.

Ne bir siper ararım oklarından korunmak için

Ne öfkemin soğuyacağı tenha bir kıyı dilerim.

Atlarımı bağladım toprak orucu tutan gemilere

Karalar giymiş o ulu kapıda kaç kere yaktım kendimi.

Ey sözlüğü murdar sanatı hunhar münkire dildar hükümdar

Ya şimdi bir şehid selası okunur burçlarının önünde

Ya cemaatsiz bir iftitah tekbiri gibi hep kıyamda beklerim.

Ali Emre Arşivi