Üzgünüm Simon
TEMMUZ Sayı: 1 Ağustos 2016

az yapraklı çorak topraklı pek korunaklı bir bahçe üzerindeyiz

kibar konuşarak temizliyoruz kafası karışık yurdumuzu

yanlış yerde yatan kılavuzumuzu öperek uyandırıyoruz

altımız oynak bir kadırga muhakkak, etrafımız leb-i deniz

biz ne kallavi çatışmalar gördük asla ortasında kalmadık

safi cephedeydik dillerimizde metalik mermilerle

tuvale ateş ettim ben bir kere ressam ağlıyordu son kertede

son kertede ne kertilmiş beşikler ne bebeler kimi ırgalar

sen kimsin bana ne düşmanımın yanağına düşen damladan

sıcak akan kan ilgilendirir beni düşmanlarım tortop ecnebi

bir hobi olarak düşmanlarım var fobi olarak düşmanlarım

üzgünüm simon ben bir hümanist değilim hiç olmadım

ve eminim düğününe cin gibi bir bombayla geleceğim

süpüreceğim ne kadar pislik varsa gazeteyle örteceğim

bir gazete ne işe yarar konuşkan bir ölüyü saklamayacaksa

kanıma gazeteler doğrayarak reklamlara yumruk atarak

ben bu dünyanın ölülüğünü yere göğe işaret edeceğim

şehrin bir yerinde durmuş geçmişin sarsak sesini dinliyorum

gece zeybek yokuşuydu gündüz silme eyüp sultan çarşısı

ibrani düşlerden bunalınca dedem ibrahim’i özlüyorum

bir acılar okyanusu geçmişim bir kurşunun sırtı kadar kara

ekmeğini yere düşürmüş, dili devrilmiş bir müslümanım

göğsümde seriye bağlamış fötr şapkalı bir karabasan hâlâ

dur durak bilmeyen sert bir batı müziği çalıyor radyoda

Mustafa Halil Arşivi