Şehadet Parmağı
TEMMUZ Sayı: 1 Ağustos 2016

“Komutan!” dedi, ince, kavruk tenli, kısa adam,

“O silahı bana ver. O silahın sahibi benim.”

Komutan omuzundaki yıldızlara tutunuyordu. Kaşları çatıktı, sertti. Namluyu doğrulttu ince, kavruk tenli, kısa adama.

“Çekil,” dedi. Tek kelime. Namlu kadar sert ve soğuk. İnce, kavruk tenli, kısa adam topuklarını sivriltti, yere sapladı. Sağ elini ileriye uzattı. Şehadet parmağını komuta na doğrulttu. İnce, kavruk tenli, kısa adamın şehadet parmağının rengi karardı, boyu uzadı. Soğuk sert katî çeliğe döndü. Komutanın çatık kaşları yukarıya kalktı. Karşısında kendisine doğrultulan soğuk sert katî çeliğe baktı. Anlam veremedi. Tetiği çekmek geçti içinden bir an. Tam o bir an daha geçmeden ince, kavruk tenli, kısa adam bir kez daha bağırdı bu sefer çok güçlü.

“Komutan, o silahı bana ver, o silahın sahibi benim.”

İnce, kavruk tenli, kısa adamın sesi o an gökten geçmekte olan demir kuşun sesini yuttu. Komutanın omuzundaki yıldızlar dağıldı. Silahı eriyip elin den aktı. İnce, kavruk tenli, kısa adam da komutana uzattığı kolunu, kolunun ucundaki elini, elinin doğrulttuğu şehadet parmağını indirdi. O kolun ucundaki el, ince, kavruk tenli, kısa adamın yanındaki evladının eline uzandı, o minik eli tuttu.

Ellerden biri soğuktu.

Güray Süngü Arşivi