1
Köprü, insanda sınırı aşma isteğinin doğurduğu mimari bir yapı. Hayatta köprü yapanlar vardır, köprü olanlar, köprü kuranlar. Ve bir de köprü basanlar, köprü yıkanlar.
Köprüden geçeriz. Kim ki köprüyü kapatır, insanların sınırları aşma isteğini kapatmaya çalışıyordur aslında.
Ben Boğaz Köprüsünü sevmezdim önceden. O ayakları, o ayakların dörtgen oluşu, betonarme oluşu. Trafik meselesine hiç girmiyorum.
Ama şimdi seviyorum.
Artık orası Şehitler Köprüsü.
2
Ben o köprüde yıllar önce arkadaşlarım ile maratonun halk koşusuna katılmış; 15 kadar arkadaşımla hafifçe koşar halde sesli bir şekilde Cahit Zarifoğlu’nun şiirlerinden 120 sayfa okumuştuk.
Yedi Güzel Adam isminde garip bir dizi film yapılmamıştı o zamanlar. Kızlar Nuri Pakdil’in kendisi dururken onu görmeyip tanımayıp Nuri Pakdil’i canlandıran film oyuncusuna hayran hayran bakıyor değildi. Cahit Zarifoğlu ağlak ve nurcu bir Bedirhan Gökçe ile Ahmet Selçuk İlkan karışımı bir Cahit Zarifoğlu portresi olarak çizilmemişti.
3
Köprüyü köpekler kapatmıştı. Köpeklerin kıstırılacağını, orayı terk etmek zorunda kalacağını hissedebiliyordum. Köprüye gitmedim o melun darbe girişimi gecesi. Çabuk kıstırılacaklarını düşünmüştüm. Kısıklı’yı terk etmemek lazım diye düşünüyordum. Bunu biraz da onları Napolyon’un Moskova’yı işgal etmeye kalkıştığında düştüğü duruma düşürmek isteği ile böyle düşünüyordum. Napolyon Moskova’ya girdiğinde karşısında kimseyi bulamıyor. 40 gün bir muhatap düşman bulamayan Napolyon kışın da bastırmasıyla ordusunu açlık, hastalık ve soğuğa kurban vere vere ricat ediyor. Köprüdeki canilere yapılacak en güzel karşılık onları muhatap almamak olabilirdi belki ama köprü şehitlerimiz en güzelin daha güzelini, emsalsiz güzel olanını yaptılar. Köprüden cennete uçtular. Bir bir uçtular. Köprüye giden insanlarımızın köprüye akışını engellemek imkansız gibiydi. Nerdeyse her an her vakit yanında megafon bulunduran Haksöz dergisinden arkadaşım Murat Ayar gibi olsaydım, yanımda megafon bulunduraydım, taktiğimi Kısıklı’daki binlerce insana anlatabilirdim belki. Anlatamadım.
Şehadete koşacak yiğitlerin şehadetine mani olmak imkansız idi. İnsan o insanlık güzellerine imreniyor. Yazık oldu, keşke ölmeselerdi diyemiyor. Ölmediler de zaten. İnsanlığın en güzel, en seçkinleri oldular. Oğulbalı oldular, bal oldular; ballar balını buldular. Tarihe izzet, şeref, haysiyet, vakar dersini armağan ettiler.
4
Bu köprünün kardeşleri var mıdır diye düşünüyorum. Mostar köprüsü düşüyor yadıma. “Mostar köprüsüne ateş ettiler” mısraı geliyor hatırıma. Şairi kimdi diyorum; Ali Ekecik mi, Kamil Eşfak Berki mi? Kamil Eşfak Berki deyince Galata Köprüsü için yazdığı şiiri hatırlıyorum: “Bu yeni Galata Köprüsü anlamıyor”. Nasıl güzel bir şiirdi o öyle. Ama Galata kulesi Şehitler Köprüsünün kardeşi olamaz herhalde. İstanbul’un işgal edildiği 1918-23 yılları arası işgal ordularının sık sık gövde gösterisi yaptığı yer olmuştu Galata Köprüsü.
5
Köprünün iki farklı olan arasında bağlantı noktası, uzlaşma noktası olarak algılanması beni rahatsız eden bir algı biçimi. İki farklı iyinin arasında geçiş noktası olmak eyvallah; başımın üzerinde. Kabullenemeyeceğim ve ölene kadar direneceğim husus şu: İyi ile kötünün, haklı ile haksızın, adil ile zalimin uzlaşmasında köprü olunması… Ve bunu yaparken iyi, adil, haklı olanın taviz vermek zorunda bırakılması… İşte buna hayır! Böylesi köprüler olmaz olsun. Onlara köprü değil, köpek demek gerekir.
6
Boğaz Köprüsünün adı artık Şehitler Köprüsü. Bunun böyle olmasını engellemek imkansız görünüyor bana. Bugünden itibaren köprüden geçeceğim her gün şoföre Şehitler Köprüsünden geçiyor mu diye soracağım. Ne zamana kadar: Köprünün adı Şehitler Köprüsü ilan edilene kadar!
