Yes, we are not like you
evet biz,
siz değiliz asla
sakallarımızda kum fırtınaları kopuyor
cebimizde kör çakı
yaralı karanfil kokuyoruz,
toprağız, bağrımız milyon kere tohum
elvan baharlar taşıyan
çocukların yurduyuz
tuz ve ekmekle karılı harcımız
bu yüzden yağmur sonrası
evet bu yüzden
sesimiz sel,
yumruğumuz sıkılı bir isyan
ve sizi sevmek için
hiç bir nedenimiz yok
evet biz
sizden değiliz
asla
asla
kan ve kindir mayanız
yani demire ve sırtlana tapan
cebinizde can çekişiyor iblis
kuleleriniz, gökdelenleriniz,
görkemli meydanlarınız batsın
sökebilirseniz gelip sökün
kalbimizde et bağlamış yarayı
evet biz
sizden değiliz, asla
rüzgarı, hüznü ve mevsimleri
satmayız panayırlarda
canımızda biriken topraktır
bu yüzden başımızı kalbimize yaslarız
tanklara ve cücelere değil,
ey yağma medeniyetin kurşun müritleri
sizi sevmek için hiçbir nedenimiz yok
temmuzun şafağını,
kaderi
devrimi,
ve açık apaçık yaramızı severiz
Temmuz sıcaktı, çok sıcaktı
Gece gündüz tutuşan bir halktı
Meydanları, sokakları köprüleri
yeniden çizmek için
hiç olmadığı kadar bir halktı
böyledir yalınayak meydanlara koşmak
Bir nehir gibi alnını taşlara çarpa çarpa yaşamak
“ana ben gidiyorum düşmana karşı”
Böyledir,
göllenmiş bir halkın temmuz türküsü,
şehrin uzak yerlerinden koşup gelen adamların öyküsü
böyledir.
