Hayat; sevinç, mutluluk, hüzün, can sıkıntısının harmanladığı bir döngüdür. Her bireyin hayatında bu harmanı oluşturan duygu durumları farklı oranlardadır elbette. Aynı zamanda mutluluk, sevinç, keder ve sıkıntı gibi duygular insanın bakış açısına göre şekil alır. Kimine göre mutluluk vesilesi, diğeri için hüzün sebebi olabilir. Bununla birlikte insan sahip olduğu anlam dünyasına göre ya duygularını gelişimine basamak kılar ya da onların esiri olur.
Bu duyguların en modern olanı “can sıkıntısı” olsa gerek. Burada işleri yolunda gitmeyen bir tüccarın ya da sınava hazırlanan bir öğrencinin can sıkıntısını konu edinmiyoruz. Burada, nereden geldiği belli olmayan fakat insanı kolunu bile kıpırdatamayacak kadar atıl bırakan sıkıntıdan bahsediyoruz.
Özellikle gençler arasında moda olan can sıkıntısı etiketli görsel ve yazılı paylaşımlar bize önemli ipuçları veriyor. Bu paylaşımlardan can sıkıntısının; anlamsızlık, duygusal boşluk, hedefsizlik temelleri üzerinde yükselmekte olduğunu anlamak zor değil.
Bu derece yaygın bir duygu olur da ‘can sıkıntısından kurtulmanın on yolu’ gibi öneriler olmaz mı? Alışveriş yapın, sohbet odalarında gezinin, gülümseyin, doğa gezilerine çıkın, film izleyin, hobi edinin, eğlenceli bilgisayar oyunları oynayın vb…
İşte tüketim kültürünün en başarılı olduğu alanlardan biri; sizi sıkıntınızın temel nedeniyle yüzleştirmeden onunla mücadeleye girişmesidir. Ne de olsa tüketmek için oldukça verimli bir alandan bahsediyoruz.
İnsanı fıtratıyla buluşturacak derin, nitelikli düşünceden uzaklaştırıp zamana oyalanma payesi biçen bu tüketici kültür; modern eğlence aygıtlarıyla zamanı tüketmenin bin bir yolunu göstermekte.
Hem özgür hem de sorumsuz olmak isteyen insanlar yalnızca eğlenceli olanın peşinde bir hayat sürdürme arzusundalar. İşin özeti, modernizmin can sıkıntısını -kiri tozu halının altına süpüren kadınlar gibi- göz önünden kaldırmak dışında yaptığı bir şey yok.
Üstelik modern insanın can sıkıntısı hiç bitmez. Ayrıca bu duygusuyla yüzleşmek yerine etrafından dolaşarak avunma yöntemlerine sarılır. Örneğin bazı bilgisayar oyunlarının bağımlılık derecesine ulaşmasında yalnızca tasarlanan oyunun cazibesi değil, kişinin can sıkıntısını giderme işlevi vardır.
Öte yandan cenneti dünyaya taşıma çabasına girmiş biçare insanlar karşılaştıkları hastalık, acı, ölüm gibi durumlara anlam veremiyorlar. Yüzleşilemeyen gerçek hayat, bastırılan sorumluklar insanın iç dünyasında negatif enerji birikimine sebep oluyor. Bu enerji depresyon, kaygı, can sıkıntısı gibi çeşitli şekillerde gün yüzüne çıkıyor.
Can sıkıntısının nedeni, aslı sorumluluklarımızdan köşe bucak kaçarken onlara iç dünyamızda yakalanmaktır. Yaratılış ayarı olan fıtrata aykırı yaşam biçimleriyle iç huzuruna asla ulaşılamaz. Fıtratın, vicdanın sesini bastırarak günah bataklığına dalmış olanlar için bile Rabbimin çağrısı ‘can sıkıntısı’ ile devam etmekte.
Bu nedenle can sıkıntıları değerlidir çünkü çağrı yüklüdür. Nefsin insanı aşağıya doğru çeken isteklerinden bir yol bulup insanın derinliklerinden süzülüp gelen can sıkıntısı, kişiye hakikati hatırlatmak amacıyla iç dünyasında tepinip durmaktadır. Can sıkıntısı anlam arayışı yolculuğuna çıkaran bir bilettir kullanmasını bilene. Ama insan burada da bir tercih yapar. Ya onu modern oyalanma teknikleriyle bastırır ya da hayatına anlam, ideal, hedef katmak için durup düşünür.
Varlık atomların ahenkli hareketliliği, güneş sisteminin harikulade işleyişi, yer çekimi kanunu ve daha sırlarına eremediğimiz sünnetullah ile ayaktadır. Bu düzenin işleyişinde sıkıntı, huzursuzluk ve gerilim yoktur. Çünkü varlık Rabbe boyun eğmiştir.
Varlık hiyerarşisinde isyan edebilme ayrıcalığı yalnızca insana tanınmıştır. Muhteşem ahenkte detone sesler çıkarmayı tercih edip isyankarlığı seçenlere ise can sıkıntısı, ruhsal bunalımlar, huzursuzluk, tatminsizlik musallat olur. Aslında bu durum Rabbimin isyankar kuluna bir lütfudur, hakikate çağrının bir başka yoludur.
İşte bu nedenle, ipine tutunarak sizi dipsiz kuyulardan hakikatin aydınlığına ulaştıracak can sıkıntınıza değer verin.
