gövdemden
ağır ağır hüzün bulutları kalkıyor
yüreğim nasıl sancıyor bilseniz
dağlıyor içimi hüzzam bir şarkı
kuğuların dilindeki sıla söylevi
bitmiyor
şimdi sümbül ve nergis
kim bilir nasıl da çağlıyordur
eriyen karlar arasında
tatlı bir telaşa başlamış olmalı
dağ başlarında, yalçın kayaların kuytularında
şimdi badem çiçekleri üşüyordur herhal
sancıyan baharın şafağına
yağmur nedir görmeyen
hicran çöllerinde
kavrulan biriyim işte ben
sevgi yüklü kervanlar
ve göçmen kuşlar geçmez buradan
mevsimler ki oldukça uzaktır bana
bir gökkuşağı olsaydım
gül ve bülbül gibi
şu bozkırın ortasında
bir çığlık da ben koparsaydım


