ahh!
çocukluğum battı
kalbimin şehadet parmağına
yazdığım çocukluğumu da yırttılar
dinleyin
dinleyin çocuk sesi var dedim
kedidir kedi diye aldattılar
çocukluğum ketir tepeleri
çocukluğum kırk yamalı pantolon
babamın eskimiş gömleği
lastik iskarpindi çocukluğum
bilmediler
çaldılar annemin duasından
dinlemediler
duyan yanımı sağır
göremediler
gören yanımı kör ettiler
anlamadılar
anlatırken ağlattılar
istedim bir yeni ben!
tembellik denizinde boğdular
düşmeden rahme cenin
cesedini bile vermediler
bir kabristan gösterdiler
soydular taşındaki fatihayı...
omzuma bir vebal yükleyip
ölmüşlerimi de düşlerimi de
küstürdüler usul usul...
yetmedi
züleyhayı yusufa
yakubu ağlamaya
bilyelerimi bana düşman ettiler
aynasını kırdılar çocukluğumun
ninni yerine
batırdılar parmaklarıma kırıklarını
iftiraya buladılar
ekşimiş kıskançlıklarını
saklambaçlarda kuyulara attılar
acıttılar çocukluğumu
kovdular içimi!
bıktılar haylazlıklarından
aynı sızılar
kapanmış zannettiğim yaralar
düşünce dizlerim, dirseklerim kanar
yapmayın!
sarın haydi
öldürmeyin içimdeki çocuğu
bir o kaldı benden geriye
bir de yamalı hırkasıyla
asasının ucunda topal bir derviş
kırmayın asamı durun
yürüyemem yoksa
tutmazsa bir elimden çocukluğum
düşerim yârdan
kanamaz
kanamaz ölür çocukluğum dedim
önemsemediler
saydılar zan denilen fitneleri
zerk ettiler dikenli tellerine bileklerimin
sarmayın haydi!
sarmayın ağlayan kalbimi
ki aksak bir ninnide büyüsün
büyüsün ömrüm...


