gönlümün
kırlara giden patikasına
sereserpe uzanıp
artık bu yoldan
yürümesek diyorum
çiçeği ve kuşları
çobanı ve çeşmesi
katledilmiş bir baharın
ne cazibesi var
artık bu yoldan
yürümesek diyorum
suyu çekilmiş ırmağın
içli bir türküsüdür bizimki
bir ırmak ki
yediyi yetmişi suvaran
bir ırmak ki
ürkek tayları yağız atları şahlandıran
bütün sapaklarından
kösnül kokular gelen
garip bir devrandır dönüyor işte
dönüyor değirmenler dönüyor eflâk
çocuklar ki
anlatılmaz bir şaşkınlık içinde
uzanıyorlar evrene
hep korku hep endişe
soruyorlar nerede harita ve pusula
çocuklar zamansız açılmış parantez içinde
ne desem
yaşamın katmanlarından büngüldüyor kirli ark
ne desem
çatlamış bir kere kadîm fanus
