Karanlıkta Yaşayanlar
TEMMUZ Sayı: 20 - Mart 2018

Şimdi

Düşmüşken dalına, yaprağına sabahın çiği

Üşümek

Kar tanelerinin bin bir simetrisine bakarak

Değdirmeden ellerimizi ellerimize yaşamayı öğrenmek

Yaşatmayı da

İs kokan sobalarımızda kestane patlatmak

Bu kışın nişanıdır

Kestane alamayan amcalar

“Ne edek gardaş patates soymak ata yadigârıdır”

Demişler de tuza banmışlar toprağın mahsulünü.

Ellerimiz, alışkın bir titreklikle topluyor

Soğuğuna aldırmadan beyaz örtüden bir kâse kar

Güzün bereketi bronz pekmezleriyle karıştırarak

Bu da mirasıdır sonuçta eskilerin

Biliriz kavak kurusundan kayak yapmayı

Çizmelerden paten

Bir medeniyet doğurduk eskilerden

Yadigârlar yeniden doğmak için vardır elbet

Yeniden hatırlanmak için

Demişti Halil Cibran hatırlamak buluşmanın kardeşidir diye

Buluşmak için kardeş olduk eskilerle

Buluşmak için kardeş doğurduk tarihten

Buluştuk yeniden yeri geldi vuruştuk da

Kardeşin yerini düşman, düşmanın yılan, yılanın çıyan aldı kimi zaman

Vuruştuk otlu mızrakların on dörtlüleriyle

Dumanı taze hâlâ

Yeni çıktı kınından şiirlerimiz

Dizeler yazdık, methiyeler dizdik

Dağlarda buluşanları ovalarda hatırladık

Onlar bizi tanımasalar da

Rahvan atlar üstünde onurlu mücadelelerini sevdik

Ne atlar kaldı ne onur şimdilerde

O güzel insanlar o atlara binmeden darağacında sallanarak gittiler.

Biz ise salına salına türküler çığırdık

Marşlar söyledik

Direndik onur nehrini kurak bırakmamak için

Kimileri boğuldu çorak modernlikte

Kimileri altını oydu kıyılarımızın

Karanlıktan daha karanlık geçti de ömrümüz,

Biz yine de bir sigara yakmayı başardık.

Karanlıkta kaybolanlar bir sigara yaksın

Biz birbirimizi böyle de buluruz evelallah.

Sonra...

Sonrası meydan, sonrası ölüm, sonrası bahar ancak

Toprağımıza eskilerden gelen bir yağmur yağacak

Mezarımızda kim bilir dualar içinde ne çiçekler açacak...

Ahmet Laçin Arşivi